Atatürk

AtatürkTRT – Dış Yayınlar Dairesi Arnavutça Masasına gelen Dinleyici mektuplarından birinde: ”… Atatürk ile ilgili programlarınızı ilgiyle dinlemekteyiz… Acaba, Atatürk hakkında Arnavutça yayınlanan kitap ve yazılardan ve de Arnavutlukta faal bulunan ”Atatürkün Dostları Derneğinden söz edemezmisiniz?…” deniliyordu.
  
İzin verirseniz bu konuyu 10 KASIM için ”Kemalist Ülkü”ye işlemek istiyorum.
 
Bilindiği gibi, Balkan yarımadasının batı kesiminde:Prevezeden Tivar-Bari’ye kadar uzanan deniz kıyılarıyla oradan Yeni Pazar, Niş, Morina, ve Vardar ırmaklarıyla Selanik körfezine varan çizgilerin arasında kalan yani eski İşkodra, Kosova, Üsküp, Manastır ve Yanya illerinde yaşayan Arnavutlar, Balkan yarımadasının en eski ve yerli sakinlerdir.Soy itibariyle İllerinden inerler, dil bakımından Trokoilir karışımı bir dil konuşurlar. 
     
Elenler ve Slavlar sonradan gelmişlerdir bu yarımadaya… ve çeşitli ırklarla karışarak orjinal özelliklerini yitirmişlerdir. Balkan yarımadasındaki tarihi, coğrafi, toponomik ve onomastik isimler ancak arnavutça ile çözülebilmektedir.

NİÇİN ”ARNAVUDİSTAN”DEĞİL DE, ”ARNAVUTLUK”?
 
Dikkat olunursa,görülür ki: XIV.yy.ın ortalarında Balkanlara çıkan Osmanlı Türkleri; Yunanlılar, Bulgarlar, Sırplar…vs tarafından sert karşılandılar;islam dinini-Pomaklar, Giritliler, Torbeşler, Goranlar…dışında benimsemediler. İslamlaşmış bir Elen, Sırp, Bulgar unsuru mevcut değildir.Boşnaklar ise Sırp değil, ortaçağda, Bosna-Hersek’e yerleşmiş olan Türk asıllı Kıpçak, Kuman, Peçenek, Tatar… vs. kökenlidir ve dil yönünden Slavlaşmış Orta Asyalı kavimlerdendir.
Bu yüzden Osmanlılar da, Elenlerin ülkesine ”Yunanalılık”; Bulgar yöresine ”Bulgarlık” değil, ”Bulgaristan”; Servis’ten yani Uşaklık, Hizmetten türemiş olan Sırp-Slav ülkesine de ”Sırplık” değil, ”Sırbistan” … diye ad vermişlerdi. Ulusal örf ve adetleri olmayan Yunanlılar(Elenler), Sırplar, Bulgarlar, Hırvatlar, Slovenler arasında hristiyanlık çok çabuk yayılmıştı.Bu ülkelerde kurulan kiliseler, kendilerine özgü güçlü örf ve adetleri olan Arnavutlara çok katı davranmışlardır.Ortaasyadan katıldıkları örf ve adetleri Şamanizmi terketmiş olan  Osmanlı Türkleri, Rumeliye çıktıkları zaman; Türkistanlı Hacı Bektaş Veli’nin (1210-1270) kurduğu hoşgörülü ve geniş görüşlü Bektaşiliği benimsemişler ve Balkanlara yaymışlardı. Bu yumuşak islami inanış, mezhep;BESA’ya sahip sahip Arnavutlar tarafından  olumlu karşılandı, benimsendi ve kolay yayıldı.Bektaşilik, Arnavutları Elen ve Sırp papazlarının baskılarından ve eziyetlerinden kurtarmıştı. Bu nedenle, Arnavutlar Osmanlı Türkleriyle çabuk anlaştılar ve Osmanlılar, o sıralarda ”Arberia” tesmiya olunan Arnavut ülkesine ”Arnavudistan” değil, ”Arnavutluk” adını verdiler.
 
”Eline-Beline-Diline” ve ”Eşine-Aşına-İşine” ilkelerine bağlı olan Osmanlı Türkleri ile Besa’lı Arnavutlar sadece dost değil, fakat ”özkardeş” oldular.Bu töresel ve ahlaksal yaklaşımlardan dolayı, Arnavutlar Osmanlı Camiasında ”reaya” sayılmadılar, Türklerle birlikte ”imtiyazlı” (ayrıcalıklı) ulus düzeyinde Osmanlı Yönetiminin askerlik, yönetim, hukuk, maarif, kültür, sanat, mimarlık…vs. alanlarında  hizmetler gördüler.Tanınmış tarihçi Tevfik: Arnavutlar Batı yörelerinde (Rumelide) ve Türklerde Doğuda (Anadoluda) Osmanlı devletini beşyüz yıl süresince zaferlerden zaferlere ulaştırarak iki kol ve kanat oluşturdular… ” diyordu.
 
Arnavutları yakından tanıyanlar bilirler ki: Arnavutlar, bugün de Türklerin ve Türkiyenin en yakın ve sadık dostlarındandır.

TÜRKLERDEN DAHA TÜRK, ARNAVUT AYDINLARI
 
Batı uygarlığına yakın ve yatkın olan Arnavut aydınları, Tanzimattan sonra başlayan Türklük hareketlerinde büyük hizmetler ettiler Sözgelimi: 1879 yılında Latin esaslı Arnavut alfabesini ve 1887 de Arnavutçanın Dilbilgisini (gramerini) oluşturan ve yazan Şemsettin Sami Frasheri, aslen Arnavut olduğu halde, Türkçülüğe ve Türkçeciliğe büyük yayarlıklarda bulunmuştur.54 yıllık yaşamında 54 değerli yapıt veren Ş.Sami (1850-1904), kimsenin ”Türk” ve ”Türkçü” demeğe cesaret edemediği Sultan II. Abdülhamit döneminde  ”Kamus-u Türki”yi (Türçe Sözlüğü) yayımlamağa muvaffak oldu.
 
O dönemde nice Türk aydınları, ”Türk” adını ve sıfatını kullanamıyordu, örneğin: Lugat-ı  Osmani…vb. diyorlarlardı.Oysa Şemsettin Sami, katı Abdülhamiti ikna ederek ”Kamus-u Turk” (Türkçe Sözlük) adlı şaheseri basabildi.Ş.Sami: ”Osmanlı kavim, millet adı değil, kabile-aile -sülale adıdır…Biz ise Türküz, Türk milletindeyiz. ”Osmanlı” ancak Sultan sülalesi için kullanabilir…”diyordu.
 
Buna karşın, 1911 yılında iktidarda bulunan sözde Turancı ve Türkçü geçinen İttihat ve Terakki Hükümetinin bir Maarif Nazırı  (Eğitim Bakanlığı) ”Elifba-i Osmani” adlı bir Alfabenin arka kapağında, yayımlattığı bir tamimimde (genelgesinde): ” … Kim ki , badehu Lisan-ı osmani…vs. demeyip ”Lisanı Turki”… dediği taktirde, şöyle böyle tecziye olunacağı diye biliyordu.
 
Şemsettin Saminin kardeşi şair Maarif Nezareti Talim ve Tercüme Dairesi üyelerinden Naim Frasheri, Vatan Şairi Namık Kemal, İttihat ve Terakkinin (1) Numaralı kurucusu Dr. İbrahim  Temo, İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, İstanbul Üniversitesinin ilk Rektörü Hoca Hasan Tahsin… vs. Arnavut kökenli oldukları halde, Türk kültürüne hizmet etmişlerdir.
 
İttihat ve Terakki Hükümetinin macerası ve basiretsiz politikası yüzünden 1912-13 Balkan Harbinde yitirilen Rumelide, bağımsızlığını ilan etmek zorunda kalan Arnavutlar, yine de Türk dostluğuna sadık kaldılar.28-31 Ocak 1920 Lushnja Ulusal Kurultayı ile kurulan perlamenter ve demokratik Arnavutluk, 23 Nisan 1920 de kurulan Ankara devletini ve hükümetini tanıyan devletlerin en  başında yer alır.
 

İleri görüşlü Mustafa Kemal Atatürk, 1920 de Tiranla askeri, iktisadi ve kültürel anlaşma yaparak,o sıralarda Yunanlılarla savaş  halinde olan Arnavutluk’a Ordu kurmak üzere Prizrenli Kurmay Albay Selahattin Saip Şkoza idaresinde 25 kişilik bir askeri heyet gönderdi.Çift vatandaşlık uyruğuna giren Selahattin Saip Bey, seçimlere girerek, millet vekili oldu ve İlyas Vrioni Hükümetinde iki yıl süreyle Arnavutluk Milli Savunma Bakanlığını yürüttü, modern bir Arnavut Ordusu kurdu ve Anadoluya çıkmış bulunan barbar Yunanlıların Yanyada Arnavutluğa karşı askeri kuvvet bulundurmasını sağladı.Bu strateji Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın eseri idi.Böylece  Yunanlılar Anadoluda daha kolay bir dayak yediler…
 
Demokratik Arnavutlukla Yeni Türkiye arasında 15 Aralık 1923 tarihinde Ankarada ”Ebedi Türk-Arnavut Dostluğu” imzalandı.
 
Dağlık kuzey Arnavutlukla aşiret reislerinden feodal Ahmet Zogu (1895-1962), Büyük aydın Fan S. Noli yönetimindeki DemokratikHükümeti 24 Aralık 1924 de devirmekle birlikte, Türk-Arnavut  Kardeşliği, Arnavut halkınca ve aydınlarca devam olundu.Kral Ahmet Zogu, Faşist Romaya yaklaştıkça Türk-Arnavut Kardeşliği daha çok perçinleşti.
 
 
Demokratik muhalefetin temsilcileri Arnavut aydınları ve yazarları T.C. ni örnek alıyorlardı.Bu yönden Atatürk’ü hazmetmeyen  monarşist Zogocular ve aydınları ”Kemalist” olarak damgalanmışlardı ve onlar damgalamadan şeref duyuyorlardı.Bir takibata uğradıkları zaman, sıkışınca:
 
– Evet ”Kemalistiz” ! diyorlardı.
– ”Bu Kemalizm ne demektir?” diye sorulduğunda, Arnavut ilericileri;
– ”Avonyalı İsmail Kemal’in yoludur ! diye kaçamaklı cevaplar vermelerine karşın. Despot kral Zogu, onların Mustafa Kemal’ci olduklarını çok iyi biliyordu.

 

Gerek Arnavutlukta ve gerekse Arnavutluk dışında (Viyana, Paris, Cenevre, Boston…) da yayımlanan demokratik gazeteler, dergiler, broşürlerde Kemalist Türkiye en iyi ülke ve devlet olarak gösteriliyordu.
   
Bu konularda yayımlanan kimi eseri Türk Kamu oyuna tanıtalım:

-YENİ TÜRKİYENİN YARATICISI GAZİ KEMAL ATATÜRK, yazan İsmet TOTO, Tiran 1935, 189 s., 14 x 20  ATA’ nın portlesiyle 10 kadar resim.
 
Kapağı, İstanbulda yetişmiş ressam Abdurrahman Buza tarafından yapılan bu özlü yapıt, Yazarınca ”Yetişmekte olan Arnavut gençliğine” adanmaktadır.
 
Özlü Önsöz’ü kaleme almış olan vatansever yazar A.Logoreci M.K. Atatürk’ün ”savaşçı, devrimci ve ilerici yönleriyle sadece yüzyılımızın değil, fakat tüm insanlık tarihinin en gerekçi seçkin simalarından olduğunu”  vurgulamakta ve istikbalde daha da büyüyeceğini” ifade etmektedir.
        
     1- ” Ben Olacağım !” ( 8 s.).
     2- ” Atanın yetişmesi ve mesleki yaşam” ( 13 s.).
     3- ” Kızıl Tilki” İttihat ve Terakkinin sonu” (12 s.).
     4- ” Genç Türkler Asyaya dönerken” ( 8 s.).
     5- ” Çanakkale Savaşı” ( 7 s.).
     6- ” Babıalinin Yanlış Yolu” ( 10 s.).
     7- ” Balkan Savaşı Felaketinden sonra Anadolunun İşgali ve Bağımsızlık Savaşı” ( 8 s.).
     8-  ” Anadolu İhtilali” ( 12 s.).
     9- ” İlk Temel Taşları” ( 14 s.).
   10- ” Sakarya Meydan Savaşı ve Sonrası” ( 9 s.).
   11- ” Gazi Kemal Atatürkün Kişiliği” ( 17 s.).
   12- ” Yarın Cumhuriyeti ilan Edeceğiz !” ( 12 s).
   13- ” Savaş Devam Ediyor ve Reformlar…” ( 20 s).
 
İçindeki resimler arasında Atanın Annesi Zübeyde Hanım, Eşi Latife Hanım, Enver ve Talat paşalarda vardır.
 
Katıksız ”Kemalist” İsmet Toto, eserini ”Yetişmekte olan Arnavut Gençliğine” adarken: ”Atatürk ne Büyük Devlet Adamı ! Onu tanımak kolay gibi görünüyor, ne varki O’na yetişmek öyle zor ki !… O’nun devasa çalışmaları Yeni Türkiyenin ruhunu temsil etmektedir…” diyordu.
 
Ne varki: Diktadör kral Ahmet Zogu’dan tek sözcük kullanılmaması hayatına mal oldu. Kemalistliğinden ötürü ve de 1937 de kardeşi İçişleri Balkanı Ethem Toto, A.Zogo’ya  karşı isyan ettiği için İsmet te tutuklandı.Türk ve Atatürk düşmanı A.Zogu, onu yargı yoluyla mahkum edemiyeceğini anlayınca, işkence ile hapishanede yok etti…
 
Fakat Arnavut ulusu İsmet Toto’yu ”ölmeyen sima” olarak kalbine gömdü.Kitabı gizlice  elden ele dolaştı.Kimi dostlardan aldığım mektuplara göre bugünkü Demokratik Arnavutluk  Hükümeti Şkodra Müdafaasını yapan Tosyalı Hasan Rıza Paşa ile Kemalist İsmet Toto’yu I.sınıf  Vatanseverlik Madalyalarıyla değerlendirmiştir.
 
İsmet Toto’ya paralel, Arnavutluğun en büyük heykeltraşlarından prf. Odhise Paskali  (1903-1985) de, Atatürk’ü yakından görmediği halde Atatürk’ün Büstünü yaptı ve 1935 de  Türkiyenin Tiran Elçisi Ruşen Eşref Ünaydına teslim etmiştir…
 
Bu heykeltraş, 1980 yılında Arnavutluğa yaptığım ziyaret esnasında benim önerimle 1981’de Atatürk’ün 100.Doğumyıldönümünde T.C. Hükümeti tarafından Ankara’ya davet  edildi ve yaptığı Atatürk’ün yarı beden haykelini de Türk Ulusuna armağan etti.
 
Rahmetli İsmet Toto tarafından kaleme alınan kitap, Önderler önderi Atatürk’ün Türk Gençliğine 1927 yılındaki Ünlü Söylevi ile bitmektedir.

Kayda değer ki: İsmet Toto’nun Atatürk’ü anlatışı yüzeysel değil, içten ve geniş kapsamlıdır, objektiftir, görüşleri çok ilginçtir. İsmet Toto’nun bu yapıtı Türk gençlikleri ve bugünkü kuşak tarafından öğrenilmesi çok yararlı olurdu bu özlü eser dilimize çevrilirse…
 
Arnavut halkının Türk ulusuna ve Atatürk’e olan bağlılığını hiçbir rejim yok edemez, aksine perçinleştirir.Stalinist Enven Hocanın katı yönetimine karşın Arnavut halkı ve aydınları, Atatürk’e olan ”can kurtaran simit gibi” sarılmışlardır.Hele Tiran Hükümeti 1960 yılı döneminde ikiyüzlü Tito’dan ve Kızıl Moskova ekseninde koptuktan sonra, Arnavut basını Kemalist Türkiyeyi ve özellikle Atatürk’ü pek çok yazılar yayımlandı, yorumlar yaptı.Bu arada kitaplarda çıktı,iki tanesini tanıyalım:
 
ATATÜRK VE ARNAVUTLAR, Prof.Dr.Gazmend Shpuza, Tiran 1987, 141 s., 11×18.
 
Halen Arnavutluk Devlet Arşivi dairesi müdürü olan ve Arnavutluk-Türkiye Dostluk Derneği Başkanı olan türkolog türksever zat yapıtında, özellikle 1920-1940 yıllarındaki Arnavutluk’un yani Arnavut aydınlarının Atatürk Devrimlerine olan ilgiyi yansıtmaktadır.

Şu ana konuları kapsamaktadır:
 
-Giriş’te: ”Atatürk’ün hala yaşayan ulusal kişiliğini ve Türk-Arnavut Dostluğunun temel
   direği-Köprüsü olduğunu” dile getirmektedir.
– ”Arnavut-Türk ulusları arasındaki geleneksel dostluğunun kökenleri ve nedenleri.”
– ”1920 -30 yıllarındaki Türkiye-Arnavutluk İlişkileri.”
– ”Türk ulusal devrimlerinin ve Kemalist Reformlarının Arnavutluk basınında yankıları.”
– ”Önder K.Atatürk’ün Kral A.Zogo’ya karşı memnuniyetsizliğini…”
– ”Demokratik ve cumhuriyetçi Arnavut basında Atatürk konusu.”
– ”Sosyalist Arnavutluk döneminde Atatürk’e gösterilen hayranlık…”
    İkinci kitaba gelince:
 
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, Prof Kopi Küçüku, Tiran 1987, 13×18, 110 sayfa
 
Başında Atatürk’ün güzel bir resmini taşıyan bu kitapta, Türkçeyi kendi kendine içten türksever Kopi Küçükoğlu, Ata’nın yaşam öyküsünü, savaşlarını ve devrimlerini çok güzel bir biçimde anlatmaktadır. Şu konular var:
 
– ”Genç Türkler ve Mustafa Kemal”.
– ”Atatürk’ün Türkiyenin işgal edildiği düşmanlardan kurtulması için 1919-1923 yıllarındaki
savaşları.”
– ”Reform ve devrim yılları: 1924-1938.”
– ”T.C. nin dış politikası ve Atatürk’ün Düşünceleri…”
Bu eser de Türleştirilmeğe değer.
 
Bu satırların yazarı da, vakyiyle İstanbul’da 1952-1970 yıllarında mülteci antikomunist Arnavutların yayın organı olarak yayımlanan BESA gazetinde ”Modern Türkiye’nin Reformatürü Atatürk” adlı bir tefrikaya başlamıştı.Resimli olan bu birkaç dizilik yazıda Atatürk’ün Arnavutça ulusal ve sosyal devrimleri, özgeçmişi, yetişmesi, askeri hizmetleri  ve devrimleri dile getirmişti… Gazetenin kapanmasından dolayı devam edememişti.
 
MODERN TÜRKİYENİN KURUCUSU MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Daniva Yakşik  tarafından kaleme alınan ve Kosova’nın başkenti Priştenede yayımlanan Arnavutça RİLİNDJ (Rilindya = Yeniden Uyanış) gazetesinde Önder Atatürk’ün özel ve mesleki yaşamı, yetişmesi, askeri ve sivil hizmetleri, devrimleri… resimli olarak anlatılmaktadır.İlginç bir araştırmadır.
 
Gerek Arnavutlukla, Kosovada, Makedonya ve gerekse Arnavutluk dışında Arnavutça  yayımlanan gazete ve dergilerde Atatürkle ilgili sayısız yazılar, yorumlar ve monografiler yayımlanmıştır.Bu konu, Arnavutça bir tez olarak işlenecek olursa çok ilginç ve orjinal  bir eser meydana gelecektir.Çünkü Arnavutlar, Atatürk’ü kimi yabancılar gibi yüzeysel  değil, fakat bir Türk Yazar gibi görmekte ve değerlendirmektedir.
 
Acaba: Atatürk’ü ve Atatürk Yapıtlarını yaşatma amacında olan Tarih, Dil ve Atatürk Kurumları bu yapıtları, Türkçeye kazandırmayı düşünüyorlar mı?
  
Unutulmadılar ki: Atatürk’ü Bizden ve Bize yakın kardeş olan uluslardan daha iyi kimse anlatamaz !..
 
Necip P. ALPAN

Türk Arnavut Kardeşliği Derneği
Besa Dergisi Şubat-1994

Bir Cevap Yazın