Davud Paşa (Derviş, Koca)
Sultan İkinci Bâyezîd devri sadrâzamlarından. Arnavut
asıllı devşirme olup, Müslüman olduktan sonra kâbiliyetli
görüldüğünden Enderûn’a alınıp yetiştirildi.
Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde Anadolu Beylerbeyliği
hizmetinde bulundu. 1472’de Karaman vâlisi Şehzâde Mustafa
ile Akkoyunlu hükümdârı Uzun Hasan’ın yeğeni Yusufça Mirzâ
arasında vukû bulan harpte Şehzâde’nin maiyetinde çarpışmaya
katıldı. 1473 yılında meydana gelen Otlukbeli Muhârebesinde
ise öncü kuvvetlerin komutanı olarak hizmet etti. 1476’da
Fâtih Sultan Mehmed Hanın Boğdan ve Macaristan seferlerine
Anadolu Beylerbeyi olarak katıldı. 1478’de Süleymân Paşa
yerine Rumeli Beylerbeyi oldu. Bu görevdeyken Arnavutluk’un
fethi için fevkalâde hizmet etti. Bu muharebeler için döktürdüğü
çeşitli toplarla askerlikteki üstün kâbiliyetini göstermişti.
Leş, Digros ve Gölbaşı denilen yerleri bu toplarla zaptettikten
sonra İşkodra’nın ele geçmesini de kolaylaştırdı.
Fâtih Sultan Mehmed Hanın vefâtı üzerine tahta geçen Sultân
İkinci BâyezîdHan zamanında vezir oldu. 1483’te İshak Paşanın
yerine sadrâzamlığa tâyin edildi. Tam on beş sene bu mühim
hizmeti mahâretle yürüttü. Sadrâzamlığı sırasında iki defâ
sefere çıktı. Birçok yerlerin Osmanlı ülkesine katılmasını
sağladı. Hersekzâde Ahmed Paşanın yenilerek esir düşmesi
üzerine 1487’de Memlûklüler üzerine yapılan muhârebenin
komutanlığını yürüttü. Adana ve Tarsus’u ellerinden aldı.
Memlûklular ile harp çıkmasına sebep olan Karaman Beyi
Turgut oğlu Mehmed Beyi tâkip etti ise de yakalayamadı.
Bulgar dağlarında yaşayan ve Karamanlılara bağlı olan Varsak
Türkmenlerini Osmanlı Devletine bağladı. 1497’de sadrâzamlıktan
alınarak Dimetoka’da oturmaya müsâade edildi.
1499’da burada vefât eden Dâvûd Paşa, İstanbul’a getirilerek
kendisinin yaptırdığı câmi-i şerîfin mihrâbı önündeki özel
türbesine defnedildi.
Gâyet dindâr ve dirâyetli bir vezir olan Dâvûd Paşa, âlimleri
sever ve hürmet ederdi. Ordu hizmetlerinde bulunduğu sırada
çoğu defâ en ön safta yalın kılıç düşman üzerine yürürdü.
Çocukluk yaşlarından beri hiçbir seferden geri kalmamıştı.
Bu seferler esnâsında ele geçen ganîmetleri isrâf etmediği
için zengin olmuştu. Fakirleri gözetip onlara yardım etmeyi
pek severdi. Âbid, zâhid ve mücâhid idi. Yâni çok ibadet
eder, dünyaya düşkün olmayıp, Allah’ın dînini yaymak için
hiçbir şeyden çekinmezdi. İstanbul’da büyük bir câmi-i
şerîf (Dâvûdpaşa semtinde), bir medrese, imâret, mektep
ve çeşme yaptırmıştır. Ayrıca İstanbul’da şehrin dışında
Osmanlı ordularının Rumeli seferlerine çıkmak için hazırlık
ve toplantı yeri olarak yaptırdığı Davutpaşa Kışlası meşhurdur
(Bkz. Dâvûdpaşa Kışlası). Davutpaşa Külliyesindeki kitâbenin
metnini Şeyhülislâm Kemâl Paşazâde Ahmed Şemseddîn Efendi
yazmıştı. Hattı ise Hamdullah Efendiye âittir.
K
aynak:http://www.dallog.com
DIGER ARNAVUT BÜYÜKLERIMIZ |