Dardania Krallığı

Dardania KrallığıDardania Krallığı,  m.ö. IV yüzyılda tarih sahnesine çıkmış olup  m.ö. III-I yüzyılları arasında  Güneydoğu Avrupa’nın en önemli siyasi  ve askeri etkenlerinden biri haline geldi. Dardania Krallığı, Romalılara karşı uzun bir süre mücadele ettikten sonra m.ö. 44 yılında Roma İmparatorluğunun hakimiyetine girerek, Roma İmparatorluğunun Yukarı Mezie (Moesia Superior) Eyaleti’ne bağlanmıştır. Dardan kimliğinin oluşmasını sağlayan daha önceki bağımsızlık  ve sürekli direnme m.s. 279 yılında Dardania Eyaleti adında ayrı bir idari-siyasi eyaletin kurulmasını sağlamıştır.

Bölge ve Halk

Dardania, bugünkü Kosova, Kuzeybatı Makedonya, Güney Sırbistan ve Sancak Bölgesi’nin bir kısmının toprakları üzerinde yayılmaktaydı. M.Ö. III yüzyılın ikinci yarısında, Peonia ve önemli jeo-stratejik şehri Bylazora (bugünkü Velesh), krallığın egemenliğine girmişlerdir Kosova Üsküp bölgesini de kapsayarak bu krallığın merkezini oluşturmaktaydı.

Dardania’nın,  komşu ve uzak yerlerle ilişkilerini mümkün kılan coğrafi ve jeo-stratejik açıdan uygun bir pozisyonu vardı. Vardar, Drin, Morava, İber ve Sitnitsa nehirlerinin vadilerini içine alan arazisiyle Ege, Adriyatik ve Karadeniz’e bağlayan önemli yolların birleştiği Balkan bölgesini oluşturmaktaydı.

Doğal zenginliklerin(altın, gümüş, demir, verimli toprak, orman, hayvanların otlayacağı yerler vb.) yanı sıra kara iklim ve Akdeniz iklimi sayesinde Dardania Krallığı m.ö. IV-II yüzyılları arasında en büyük gelişmeyi sağlamıştır.

Dardania topraklarında birçok kabile yaşamaktaydı, fakat yazılı kaynaklardan sadece dardan, galabr, daun ve thunat kabileleri bilinmektedir. Dardan kabilesi, m.ö. VI-IV yüzyılları arasında kendi kabile aristokrasisinin birleşerek güçlenmesinden sonra diğer kabilelere üstünlük kurarak liderliği almış ve krallığa kendi ismini vermiştir. M.Ö. V yüzyılda bu kabileler Axios (Vardar), Drilon (Drin), Margus (Morava) ve Timakus (Timok) nehirleri arasındaki bölgede yaşamaktaydılar.

Dardan aynı şekilde Dardania isminin kökeni  hint-avrupa diliyle olan ilişkisiyle açıklanabilir, dardh-a, Arnavutça:armut, anlamı  armutların yeri demektir. Antik dardan şehir isimleri de  Arnavutça’nın fonetik gelişmesini takip etmektedir. örneğin; Naissus-Nish (Niş), Scupi-Shkup (Üsküp) veya Dardania’daki orman  ve ırmak isimleri örneğin; Scardus Mons-Mali Sharr (Şar Dağı), Drinus-Drini (Drin Nehri) v.b.

Dardanlar, İllirya’lıların en büyük kabilelerindendir. Dardanlar, Demir Devrinde İlirya kültürüyle ortak özellikleri koruyarak kendi bölgelerine özgü yerel bir kültür oluşturmuşlardır. Bu devirde yerleşim yerleri, jeo-stratejik öneme sahip dağların tepelerinde ve ekonomik olarak dirençlilik arzeden  kaynakların bulunduğu yerlerdi. Yerleşim yerleri topraktan hendekler yapılıp, çitlerle çevrilip güçlendiriliyor yada hendekler taşlardan yapılıyordu. Bu yerleşim yerleri günümüzde gradina, gadisha,  ve gradisha olarak bilinmektedir,onların bazıları antik çağın son zamanlarında ve ortaçağda bulundukları yerlere göre şehir ve kale olarak adlandırılmaktadır.

M:Ö: IV. yüzyıla kadar ölülerin gömülmesi, İlliryalı’ların tüm bölgelerinde olduğu gibi çoğunlukla mezarların üzerlerinin toprak yığınıyla örtünmesi şeklindeki mezarlıklarda (necropolis tumulus) olmuştur. Demir devrinin ilk zamanlarında Bernica’da (m.ö. XI-IX yüzyıllarında) urna-cultura (kap:ceset külü koyacağı) şekillerine de rastlamaktayız.

Şehirleşme öncesi Dardania

Dardan devletinin doğuş temelleri m.ö. VI-IV yüzyıllarında, Dardani’anın ilk tarihlerinde göze çarpmaktadır. Bu ilk şehirleşme döneminde kabile aristokrasisi köleci toplum için geleceğin sınıfını yaratarak güçlenmiş olup devleti toparlamaya çalışmıştır.

M.Ö. VI-IV yüzyıllarında  gelişmiş güney komşularıyla ilişkiler toplumun farklılaşma sürecini hızlandırdı. Tüccarlar, yerli aristokrasinin sürekli artış gösteren lükse dayalı  ihtiyaçlarını karşılamak için Dardania’ya ithal mallar getirmişlerdir.

Dardan ustalarının üretimleri  m.ö. V. yüzyılın ortalarında artarak. Çömlekçi ustaları yerli geleneklere uygun çömleklerin yanı sıra helen modeli çömlekler de üretmişlerdir.

İlk dönemlerdeki yerleşim yerleri hala dağlarda bulunmaktadır, fakat, temellerin taştan ve kuru olması gibi  mimari yönden daha gelişmiş durumdadır. Yerleşim yerleri dağların bayırlarına doğru gelişmekte ve düzlüğe inme eğilimi göstermektedirler. Bu gelişim, merkezi yerleşime geçişin tipik özelliğidir.

M.Ö. VI-IV yüzyıllarındaki mezarlıklar İllirya’lıların eski geleneklerinin bir parçası olan   mezarların üzerlerinin toprak yığınıyla örtünmesi  (necropolis tumulus) şeklindeydi.

M.Ö. IV. Yüzyılda Dardanlar. Dardan Krallığı’nın doğuşu ve  güçlenmesi

Dardanlarla ilgili ilk haber m.ö. IV. yüzyıla aittir. O dönemde Balkanların en büyük siyasi-askeri gücü haline gelen Makedonya Krallığı’nın kuzey sınırlarını kuvvetlendirmek için uğraştığından bahsetmektedir. Romalı tarihçi Justin’e göre, II.Filip Dardanları ve diğer komşularını yenerek egemenliği altına almıştır. Makedon hükümdarının bu savaşı Paion’yanın işgali ve İlliya’lılara karşı askeri hareketleriyle ile bağlantılıdır, çünkü m.ö. 344 yılında o İllirya devletine saldırmıştır.

II. Filip’in Dardan sınırında oluşturduğu durum geçiciydi ve daha çok Makedonya’nın Balkan’larda hegemonya politikasına karşı koyan İlliryalı komşularla sınırın güvenlik altına alınması içindi. Makedon devleti, Paion topraklarını işgal ettikten sonra, Dardania sınırına dayanmıştı. Bu savaştan sonra meydana gelen olaylar, özellikle  m.ö. 335 yılındaki ayaklanmayla başlayan olaylar açıkça göstermektedir ki, Dardanlar Makedonya’nın işgalci politikasını, ülkenin güneyinde yaratılan fiili durumu kabullenmemişler ve  oluşturulan anti-makedon koalisyonuna katılmışlardır.

Yukarıdaki olayları anlatan antik yazarları, Dardan’ların hiçbir yerleşim merkezinden ve onların iç örgütlenmelerinden bahsetmemektedirler. Hatta, onlar, Dardanların  hükümdarlarından bile bahsetmemektedirler. Fakat, daha sonraki olaylar ve m.ö. IV. yüzyılın ikinci yarısındaki  kaynaklara göre kabilelerin  güçlü bir birlik altında  birleştiklerini doğrulamaktadır. Dardania’nın  o zamanlar kendi başına coğrafi ve siyasi bir bütünlük oluşturmaktaydı. Dardan topluluğunda toprak sahibi olan soylu sınıfı iktidarı oldukça gelişmişti. Amaçları sadece yağma olmayan Makedonya ile, savaşları yöneten  hükümdar hanedanlığı bu soylu sınıfın bağrından çıkmıştır. Bu savaşların ilk çıkış nedeni, Paoina’yı işgal altında tutarak  iki komşu arasındaki dostluk ilişkilerini keserek Dardanları tehdit eden Makedon hükümdarların politikalarından kaynaklanmaktaydı.

M.Ö.III. yüzyıl başlarında Balkan’ın merkez bölgesinde  önemli bir siyasi örgütlenme olarak tarih sahnesine Dardania Krallığı çıkar. O yüzyılın 80. yılında, o bölgenin en yukarısında birbirleriyle ilişkisi olan iki önemli olay meydana gelmiştir: Keltlerin, Yunanistan ve Makedonya’ya saldırarak onların yönüne doğru geçişi ve Dardania’lıların bu saldırılara karşı koymak için Makedonya’ya yardım etmeleri. Justinian’ın verdiği bilgiye göre, m.ö. 279. yılında “Dardania Hükümdarı”,  20.000 askerden oluşan askeri yardımı Kelt’lere karşı savaşmak için göndermeye hazır olduğunu elçi vasıtasıyla Makedonya Hükümdarı Ptoleme Kerauni’ye bildirmiştir. Fakat, Makedonya Ptoleme Kerauni yardımı reddederek, dardan elçilerini sözleriyle aşağılamıştır. Dardan’lar, Keltkere karşı savunma önlemleri aldılar. Yunanistan’daki bozgundan  sonra, Keltler yenilmiş ve dağılmış bir biçimde kuzeye doğru çekildiler. Ordudan arta kalanlar “geçmek istedikleri dardan topraklarında hepsi imha edildiler”, Diedori, Keltlerin saldırılarının sonucunu yazılarında böyle anlatıyordu.

Keltlerin saldırılarıyla bağlantılı olan yazılar, Dardan’larda m.ö. III. yüzyıl başlarında yaratılan durumu anlamak için önemli bir kaynaktır. Dardan hükümdarının adı bilinmemesine rağmen, Dardanların güçlü siyasi-askeri orduya sahip bir krallık oldukları bilinmektedir.

Makedon Devleti’ne 20.000 kişilik bir orduyu göndermeyi teklif eden Dardania Krallığı’nın yardım teklifinin başka türlü bir açıklaması yoktur. Dardania hükümdarının bu hareketini, Dardania Krallığı’nın gücünün bir göstergesi, aynı zamanda güney komşusuyla ilişkilerini değiştirmek için bir çaba olarak görmemiz gerekir.

Bu olaylardan sonra, yazılı antik kaynaklarında, kırk sene Dardanlarla ilgili herhangi bir haber yoktur. İlk önce, Dardanların bu dönemde, Kelt saldırılarının neticesinde meydana gelen duruma karşı önlem aldıklarını düşünebiliriz. Dardan isminin yayılmasına dayanarak, bilim adamları başka bir görüş ileri sürmüşlerdir: yakarıda bahsedilen dönemde, Dardania Krallığı sınırlarını kuzeye ve güneye doğru genişleterek gücünü arttırmıştır.

M.Ö. III. yüzyılın ikinci yarısında, Dardania Krallığı ile Makedon devleti arasında savaşlar yeniden başladı. Savaşların yeniden başlamasının nedeni makedon hükümdarlarının  komşuları kuzey İliryalılara karşı işgalci politikaları ve özellikle Paion’ların topraklarının işgaliydi. Paion’lar zaman zaman Makedon saldırılarına karşı gelmişlerdir ve anti- Makedon koalisyonuna katılarak bağımsızlıklarına kavuşabilmişlerdir. Dardan’larla Makedonlar arasında, işgalden çok eski bir koalisyon olmuş olması gerekir, çünkü, antik yazarlarının verileri olan: Paion’ların bağımsızlıklarını her kazandıklarında, Dardan’ların Makedonya’ya doğru yollarının açık olduğu görüşünün başka bir açıklaması yoktur.

Longari ismiyle tanıdığımız birinci Dardan hükümdarı da, m.ö. 231. yılında Paioni’yı bağımsızlığa kavuşturduktan sonra Makedonya hükümdarı II. Demetrit’in kuzey sınırlarını genişletme çabalarına karşı savaşarak aynı politikayı izlemiştir. Dardan Krallığı çok güçlendikten sonra Makedon hükümdarları,  Dardan’larla savaşmak için büyük güçleri angaje etmek zorunda kaldılar. Bu da, Makedon Devleti’ni Yunanistan’daki savaşlarda olumsuz etkilemiş, genel olarak ta  Makedon Devleti’nin zayıflamasına neden olmuştur.

Dardan hükümdarları, krallıklarının  bu yükseliş döneminde, Balkan’ların  merkezinde komşu devletlere karşı kendi pozisyonlarını güçlendirmek için çalışma yaptılar. M.Ö. 229 yılında, kraliçe Teuta’nın başında bulunduğu İllirya devleti’nin güneyde, Epir’de askeri harekatta bulunduğunu fırsat bilen ” Polibi’nin yazdığına göre:  bazı İllirya’lılar, Dardanların saflarına geçmişlerdir”. Teuta, Epirlilerle barış antlaşması yapmak ve İlirja egemenliğinden ayrılan halkları tekrar geri çevirmesi gereken ordunun geriye gelmesi için emir verdi. Polib, Dardanlarla birleşen İlliryalıların, tekrar İllirya egemenliğine geri döndüklerini söylememektedir. Polib!e göre: Skerdilait’nin on yıl sonra karşılaştığı kargaşalıklar göstermektedir ki, İlirya devleti bu kabileleri kendi egemenliğinde tutamadığını göstermektedir. Dardan’lar aynı yıl, Makedonya devletinin zor günler geçirmekte olduğunu fırsat bilerek makedon topraklarına saldırdılar. Zayıflamış olan Makedonya’nın Dardan saldırılarını zorlukla karşı koymuştur ve bu savaşta Makedonya  devletinin hükümdarı III. Demetri hayatını kaybetmiştir.

Dardan Makedon savaşları Antigon Dozoni’nin hükümdarlığı döneminde de devam etmiştir ve bu savaşta yeni durum İllirya’lılarla koalisyon yapan makedonların lehine gelişmişti.

Antigon Dozoni, Makedonya, Paiona’dan ve II. Demetri’nin  hükümdarlığı döneminin son yıllarında işgal edilen topraklarından Dardanları çıkarabildi. Paion şehri Bylazora’da Aksios nehrinin vadisinde,Makedonlar güçlü bir askeri garnizon kurdular. Bu şehir  askeri açıdan önemli stratejik yere sahipti, çünkü, Aksisos vadisinde bulunmasından dolayı Dardan’ların Makedonya’ya doğru olan yolunu kesmekteydi.

Makedonların, Dardan sınırlarında güçlü olması, Yunanistan üzerindeki hegemonyasını koruması açısından kaçınılmazdı, özellikle Adriyatik Denizi’nin batı sahillerinde Romalılar karaya asker çıkarmaya başlamışlardı ve Roma Cumhuriyeti Makedon’larla temas haline gelmişti. Bu durum iki tarafı er yada geç bir çatışmanın eşiğine getirecekti.

Antidardan politikasını daha kararlı bir biçimde Dozon’un halefi olan V. Filip uygulamıştır. Yazılı kaynakların verdiği bilgilere göre, Dardania krallığı V. Filip’in hükümdarlığı döneminde de, Paioni’deki fiili durumdan da, Makedonya’nın hegemonyacı emellerinden de  hoşnut değildi. M.Ö. 219 yılında V. Filip’in Peloponez’de bulunduğu sırada Dardan ordusuu Makedonların işgali altında bulunan Paiona’nın  bölgesinin yanısıra, Bülazara şehrini de alarak kurtardılar. V. Filip Yunanlılarla savaşı kesip ordusunu kuzeye sınırlarına gönderdi. Askeri hareket daha çok Bylazora  şehrinde ve Aksios vadisi civarına odaklandı. Makedonya Krallığı’nın Kuzey sınırının güçlendirilmesi ve Bülazara şehrine sahip olmak, Polib’e göre: Dardan’ların, Makedonya’ya girmelerini zorlaştıracaktı. Liv’in bir yazısında belirtildiği göre, Makedon hükümdarı 211 yılında tekrar Dardan sınırına dönerek, bu sefer Dardania’nın güney-batı  ve Pelagonia’nın kuzeyinde (Manastır Ovası) bölgesinde bulunan, Dardanlar açısından da önemli bir başka saldırı noktası olan Sintia şehrini de işgal etti.

Dardania Krallığı’nın Makedon devleti ile V. Filip hükümdarlığı döneminde  yaptığı savaşlar, Paion’ların bağımlılık sorununu kendi lehlerine çözememelerine rağmen Makedonya’yı oldukça zayıflattılar ve Makedon’ların ,Yunanistan üzerinde hegemonya kurmak için giriştikleri askeri girişimleri için büyük bir engel teşkil ettiler. V. Filip’in İllirya’nın güneyine saldırısından sonra, Dardania Krallığı’nın Makedonya ile savaşması, Dardania Krallığı  lehine bir durum yaratılmış oldu. M.Ö. 208 yılında, Dardan’ların, güneydoğu İllirya’nın bir bölgesinin hükümdarı Erop ile yaptığı koalisyon sonucu Makedonya’ya saldırdılar. Makedonlar ise Lühnid şehri ve etrafında  askeri hareketlerini sınırlı tutmasından dolayı, Dardan ordusu  Makedonya’nın güneybatı sınır bölgesinde bulunan Oristid’e kadar indi.Bu sefer, Dardania ordusu İllirya’nın bölgesi olan Desaretia ordu güçleri ile işbirliği yaparak, Pelagonia’dan, Makedonya Krallığı’nın batısına geçti. İllirya ordusunun Makedon devleti topraklarına girmesi, özellikle Orestid’anın Dardan ordusu tarafından işgal edilmesi, Makedon hükümdarını Ahe’daki savaştan el çekmesini ve Makedonya’ya dönmek zorunda bıraktı. Lini’nin yazdıklarına göre; Dardan saldırıları, Filip’in “Romalılara karşı  savaşmaktan çekilip, kendi krallığını korumak zorunda bıraktı”. Bu son olaylarla ilgili, Justin’in bir haberiyle de bağlantı kurmak gerekir, ona göre; “Dardanlar, Makedonya’nın sınır bölgelerini harap etmeye başlamışlardı ve 20 bin esir almışlardı”.Daha sonra devamla Justin; V. Filip Makedonya’nın bulunduğu ağır durumu ve en önemli rakipleriyle ilişkilerini analiz ederek ilk savaşı Dardanlara karşı  yapmaya karar verdi, çünkü Dardanlar ciddi bir tehdit teşkil ediyor ve büyük askeri güce sahiptiler. Bun kararını gerçekleştirmek için o, Dardanlara karşı m.ö. 208 ve 206 yıllarında savaştı.

Dardanların m.ö. III-II yüzyıllarında siyasi örgütlenmesi ve  ekonomik-sosyal gelişmeleri

Dardania Krallığı m.ö. III. ve II. yüzyıllarında Balkanların  siyasi olaylarında güçlü ve önemli bir siyasi oluşum olarak ortaya çıktı. Bu krallığın kurulduğu bölge Balkan’ın merkezinde bulunuyordu ve bu bölge, antik yazarların İlliryalıların büyük kabilesi Dardanlarla özdeşleştirdikleri yerdi. Bu bölge, Dardan Krallığı’nın zenginlik döneminde bu bölge, kuzeyde Angros nehirlerine (Morava ve İbar) , Nais şehrine, Atutariat’lar ve Skordisk’ler sınırına kadar ulaşıyordu. Güneyde Aksios (Vardar) Nehrinin akıntısına kadar devam ediyor ve Paion, Pelagoni ve Penestin ile sınırlanıyordu. Doğuda, Margos Nehri (Batı Morava) Dardania’yı Trakya’dan ayırıyordu, Batıda ise Drin nehri ve Şar Dağı İllirya devleti ile Dardania’yı sınırlandırıyordu.Eski Dardania genel hatlarıyla bugünkü Kosova bölgesine tekabül eder.

Eksik bilgi kaynaklarından dolayı, Dardania Krallığı’nın iç örgütlenmesini  hala iyi bilememekteyiz.

Bugüne kadar elimizdeki yeterli olmayan veri kaynaklarına göre, Dardanlar aynı dönemde yaşadıkları güney İllirya ve Makedon komşularının sahip oldukları ekonomik-sosyal gelişmeye ve siyasi devlet örgütlenmesine ulaşamadılar. Fakat bu, Dardanlarda hiçbir devlet organizasyonunun olmadığı, çok düşük düzeyde bir gelişmenin olduğu  anlamını taşımaz. Sosyal ve ekonomik yapısı açısından Dardania Krallığı, kabile birliği temeli üzerinde doğan, basit ilkel bir kurum değildi. Tüm varoluş süreci boyunca, Dardania Krallığı’nın açık siyasi hedefleri ve örgütlü bir biçimde faaliyetleri vardı, doğal olarak, Makedonya ile savaşlar bu faaliyetlerin ana kısmını oluşturmaktadır. Dardanları, Makedon’larla savaşa iten tek neden “yağmaya susamışlık” değildi. Talan savaşları sadece Dardania Krallığı yapmamıştır. Talan savaşları Makedon hükümdarları da Yunanistan’da yapmıştır, daha sonra Romalı komutanların yaptığı gibi. Dardan-Makedon savaşlarının kaynağı savaşan tarafların politik nedenlerindendi. Bunun birinci nedeni Makedonya’nın hegemonyacı politikasıydı. Dardania Krallığı’nın da güçlü zamanında hegemonyacı eğilimleri vardı, özellikle komşusu Paion’a karşı.

Komşu ülkeleriyle ilişkilerinde Dardania Krallığı da, diğer ülkelerdeki  gibi, kendi ülkelerinin çıkarlarını evlilikler ilişkisi  yoluyla da gözetmeye çalışan krallar tarafından temsil ediliyordu.

Dardan Krallığı’nda krallık, babadan oğula geçiyordu. Kral, tüm Dardan’ların askeri gücünü elinde bulunduruyor ve yönetiyordu. Elimizde olan kısıtlı bilgilere göre, Dardan ordusu başında mızraklı ve kalkanlı alayın (falanga) bulunduğu 8 bin savaşçıdan oluşan, iyi organize olmuş, düzenli bir orduydu. Özel savaş taktiklerine göre manevra kabiliyetine sahip, ağır silahlarla donatılmış kara ordusundan oluşmuş bir orduydu. M.Ö. 199 yılında, Dardan ordusu  Makedonya’dan çekildiği sırada, Makedon ordusu tarafından saldırıya uğradığında Tit Livi’nin yazdığına göre; ” Dardan’lar bayrakları çevirerek düşman karşısında düzenli sıralarına yerleştiler,  çatışma gerçek bir savaşta ki  gibiydi”. ve daha sonra devamla; “Dardanlar yola çıkar çıkmaz , Kralın adamları (V. Filip) hafif süvari ve kara ordularıyla onları kızdırıyorlardı, Dardan’ların ise bu tür orduları yoktu ve ağır silahlarla yüklenmişlerdi. Az kişi öldü, yaralananlar  ise daha çoktu, fakat, yakalanan hiç olmadı, çünkü, savaş sırasında birbirlerine sıkıca bağlıdırlar, ayrılmazlar ve beraber saldırırlar yada beraber geri çekilirler. Öyle bir ordu basit bir kabile ordusu olamazdı. Dardan Krallığı’nda büyük bir güç oluşturuyordu. M.Ö. 279 yılında. Dardan Kralı,  Ptoleme Keraun’a  20 bin savaşçıdan oluşan orduyu yardım olarak göndermeyi önermişti. Yetmiş yıl sonra, Makedonya’ya giren Dardan ordusu geri çekilirken, 20 bin savaş esirini yanında götürdü, m.ö. 170 yılında ise Perseu’ya karşı yaptığı savaşta 10 bin savaşçısını kaybetti. Dardan Krallığı’nın askeri gücünü gösteren yukarıdaki rakamlar, abartılı görünse de tüm savaş faaliyetleriyle, Dardania’da devlet örgütlenmesinin var olduğunun bir kanıtıdır.

Dardania Krallığı’nın, siyasi-askeri kurum olarak kendine özgü, eski (antik) üretim biçimi vardı. Dardania’da ekonomik hayat, birinci olarak tarımın gelişmesine bağlıydı. Dardania’nın ovalaları bütün tarım dalları için verimli ve uygundu. Tarım, ekonominin en önemli dalı olduğundan, köylü nüfusunun Dardan’larda hakim olmasını ve halkın köylülük karakterinin korunmasını sağlamıştır. Dardan’larda, m.ö. III. yüzyılda ekonomik-sosyal gelişimi ve toprak mülkiyet biçimlerini tanımak için değerli bir kaynak, Agatharkid’in değerli verileridir. Onun “Evropaikon” adlı eserinde, “Dardan’ların o kadar köleleri var ki, bazılarında bin kişi vardı….diğerinin ise daha çok kölesi vardı. Bunların  (kölelerin) her biri barış zamanında toprağı işler, savaş zamanında ise orduya katılırlardı. Liderleri ise sahipleriydi”. Genel anlam olarak Dulloi = köle olarak kabul edersek, bunun anlamı bağımli köylü halkı demektir ve bununla Dardan’larda büyük topraklara sahip zengin bir sınıfın, aynı zamanda, Dardan yönetici sınıfına karşı görevleri olan ve malına el konulmuş halktan oluşan sınıfın varlığı ispatlanmaktadır. Dardan soylu sınıfı, sadece Agatharkid’in bahsettiği  “köleleri” değil, fakat, savaş esirlerini de sömürüyordu. Dardan ordusunun M.Ö. 216 yılındaki savaşta, Makedonya’dan  20 bin savaş esirini yanında götürmesinin nedeni bu olmalıydı. Fakat, Dardan Krallığı’nda toprak mülkiyet   biçimi sadece bu şekilde değildi. Dardan’larda, serbest esnaf sınıfıyla birlikte, ülkenin ekonomik hayatında önemli bir rol oynayan, güçlü serbest köylü sınıfı da vardı. Roma işgali sırasında da, köleliğin ekonomik-sosyal sistem olarak oldukça geliştiği dönemde, serbest köylüler, Dardania bölgesinde büyük bir güç olarak kaldılar. Dardan’larda ekonomik hayatının önemli bir dalı da, metallerin çıkarıldığı ve işlendiği madencilikti. Direkt olarak yeterli bilgilerin eksikliğinden, Roma işgali döneminde metal kaynaklarının büyük oranlarda sömürüldüğünü, Dardan madencilerinin ve metal işleyicilerinin deneyimlerini göz önüne alabiliriz.

M.Ö. IV. yüzyılın ortalarına doğru, sağlamlaştırılan gradina tipindeki evlerin yerini  şehirler aldı. Şehirler madenlerin yanında, düz arazilerde ve ticaretin olduğu geçiş yollarında kuruldu. M.Ö. V. yüzyıl sıralarında kurulan Damastion şehri gümüş madenlerinin yanında kurulan ilk şehirlerden biridir. Eski çağ (antik) yazarlarından eksik alınan bilgilere göre; bu şehirler polis, urbs, oppidum olarak adlandırılıyorlardı. Straboni bu şekilde, Scupi, Naisi, roma öncesi Ulpiana, Novoberd v.b .şehirlerinden bahsetmektedir. Pelagonia’nın kuzeyindeki Sitnia şehrinin  önemli bir merkez olarak anılmaktadır. M.Ö. II. yüzyılın yazarlarından Ptolemeu, Dardanya’nın dört eski ve önemli şehrinden söz etmektedir, bunlar: Naissos, Arribantion, Ulpianon ve Scupi şehirleridir.

Arkeolojik veri  kaynaklarına dayanılarak, m.ö. III-II. Yüz yılarında bu yerleşim yerlerinin    şehir görüntüsünü almaya başladıkları düşünülebilir. Birkaç yerleşim yerinde bulunan iş aletleri, süs eşyaları, seramik ürünlerinin  yerli imalat olması, bu yerlerin esnaf merkezlerine dönüştüğünü ispatlamaktadır. Makedon parası, Damastion’nun ve Dürrah ve Apoloniv.b. şehirlerin paraları ve ithal edilen değişik şeyler, mal-para mübadelesinin ve aynı zamanda, Adriatik ve Ege Denizi’ne kadar ulaşan, geniş bir ticaret faaliyetinin göstergesi olarak alınabilir.
Kaynak: Kamil Bitiş / Türk-Arnavut Kardeşliği Derneği

Bir Cevap Yazın