hocatahsin

hocatahsin1868 yılında açılan İstanbul Darülfünununun (İstanbul Üniversitesinin Üniversitesinin) ilk Emini (Rektörü) Arnavut asıllı Hoca Hasan TAHSİN. Güney Arnavutluk’ta Yanya ilinin Çamlık bölgesinde Filat ilçesinin Ninat köyünde 7 Nisan 1811 tarihinde doğan Hasan TAHSİN, müderris ve müftü Osman efendinin oğludur. Hasan TAHSİN ilköğrenimini babasından özel olarak aldı, daha sonra tüm aile İstanbul’a geldiler.

İstanbul Üniversitesinin İlk Rektörü
HOCA HASAN TAHSİN

Medresede okurken, Hasan TAHSİN en zeki ve uslu öğrencilerdendi. Tanzimat idaresi 1845 den sonra açmayı düşündüğü Öğretmen okulu ve Üniversite için Avrupa’ya öğrenci göndermeye karar vermişti. 28.8.1857 tarihli Ceridei Havadis’te yazıldığına göre: Osmanlı sefaretindeki memurların çocuklarına Türkçe dersi vermek ve açılması düşünülen İstanbul Üniversitesine Öğretim görevlisi hazırlamak maksadıyla Hasan TAHSİN ile Selim SABİT Paris’e gönderildi.

Fransızca’yı iyice öğrenen Hasan TAHSİN, zamanın yeni bilimlerinden biyoloji, kimya, fizik, jeoloji, kozmoğrafya, sosyoloji ve psikolojiyi adamakıllı inceleyip uzmanlaştı. Bu arada Osmanlı Sefaretinde de imamlık yapıyordu. Pozitif bilimleri inceledikten sonra Hasan TAHSİN, laik bir Müslüman bilincine erişmişti. İstanbul Darülfünunu bir türlü açılamıyordu, çünkü ne hoca, ne program ve ne de ders kitapları vardı. Paris”e gönderilenler, müstebit Padişaha karşı tavır alıyorlardı; Londra, Paris vb. merkezlerde saltanata karşı siyasal örgütler kurmuşlardı. Laik ve demokratik idare sistemi Namık KEMAL vs. gibi aydınlarca savunuluyordu. Ziya Paşa :Öğrenmek ister isen cihanı Öğrenmeli Avrupalı lisanı diyordu. Ne var ki, Avrupa uygarlığının merkezi neresi idi?…Bizim Hoca H.TAHSİN şu cevabı veriyordu:Paris’e git hey efendi aklüfikrin var ise; Aleme gelmiş sayılmaz gitmeyenler Paris’e !..

Hasan TAHSİN yurda döner dönmez, İstanbul Üniversitesinin açılmasına memur edildi; ve Avrupa’da öğrendiği modern konuları işlemeye koyuldu. Başöğretmen durumundaki rektör Hasan TAHSİN, bir gün, havadaki oksijen ile azotu ispatlamak için öğrencilerin ve meraklı halkın gözleri önünde su dolu bir tabağın ortasında yanan mumu bir kavanozla kapattı ve yanan mum sönmeye yüz tutunca, su seviyesi yükselerek kavanozun beşte birini yani %20 sini kapladı.Bu olay, havanın % 20 oranında oksijenden ve diğer kısmının yani % 78,1 inin azottan vs.den oluştuğunu gösteriyordu. Bizim objektif görüşlü hocamız Hasan TAHSİN, başka bir deneyle, oksijeni göstermek için bir kuşu kavanozun içine koydu, kavanozu kapattı ve kuşu öldürdü. Aktif metotlarla işlenen bunlara benzer konular sağduyu sahibi halk tarafından ilgiyle izlendi, beğeniliyordu.Fakat azınlıktaki bir bölüm ve özellikle temel öğretimden yoksun öğrenciler olumlu karşılamadılar. İlerici hocamız H.TAHSİN dinsizlikle suçlandı, adını çıkardılar.Kuşu öldüren hoca ,kim bilir yarın insanlarıda öldürecek dediler. Bu durum, aydınlar nezdinde değerlendirildi ve denildiki: Üniversitede halka aydınlatıcı bilgiler vermek yararlıdır.Ancak temel öğretimden yani ilk ve orta okuldan yoksun olan ülkede, üniversite öğrencileri nasıl ve nereden bulunacak?….Bu doğrultuda, daha sonraları M.E.Bakanlığı yapmış olan Emrullah Efendi, Tanzimatın eğitim-öğretim sistemini kökleri gökte ve dalları yerde olan kutsal bir ağaca (Tuğba Ağacı’na) benzetmişti.

Rektör Hasan TAHSİN tarafından yönetilen İstanbul Darülfünunu halk için gece konferansları da düzenlenmişti.Halk öğretmeni Hasan TAHSİN bir ramazan gecesinde ilerici bilim adamı Cemalettin Efganiyi pratik sanatlar konusunda konferans vermeye davet etmişti. Zamanın Maarif Nazırından da olur alan Efgani, konuşmasında: Peygamberlikte bir yönetim sanatı, tekniğidir deyince kıyametler koptu. Konuşmacı Şeyhülislama şikayet edildi.Bu sebepten ötürü bizim ileri görüşlü bilim adamı Rektör Hoca Hasan TAHSİN de Üniversiteden kovuldu, 1871 den 1900 yılına kadar üniversite kapalı kaldı. Ufak bir emeklilikle yaşayamayan Hoca H.TAHSİN’in Darülfünun dışında ders vermesine izin verdiler. Hocanın dostları ona öğretmen okulunda astronomi ve kimya dersi vermesini sağladılar. Ayrıca H.TAHSİN, Babıalideki vakıf okulunda özel dersler vermeye başladı. Hoca bu özel okulda tarihten,sosyolojiden,demokrasiden, psikolojiden, kozmoğrafyadan, biolojiden, astronomiden, edebiyat ve sanattan rahat rahat konuşabiliyordu.Onun derslerini Vatan şairi Namık KEMAL dilci ve edebiyatçı Şemsettin SAMİ kardeşler, diplomat Avlonyalı İsmail KEMAL , ünlü vali İşkodralı Vasa Paşa , Şairiazam Abdülhak HAMİT gibi ünlüler de izlemiştir.

Paris’te on yıl pozitif bilimleri tahsil eden Hoca Hasan TAHSİN edebiyatta da güçlü idi. Üniversiteden kovulduğunu şöyle protesto etmişti: Cehalet mültezem kesbi kemaldir,cünhamız bildim.İlahi, cürmi tahsili ilimden tevbeler olsun!..!!

H.TAHSİN dosdoğru yürüyordu, dedikodulara pek kulak asmazdı. Neki kendisine Gavur=dinsiz denildiğini duyunca, insafsızlara şu anlamlı cevabı verdi: Bana bildin dedi erbabı garez, İrtikap eylediler kizbi heman. Ben dahi onlara dindar dedim, Yalanın karşılığı oldu yalan.

iç evlenmemiş olan idealist bilim adamı Hoca H.TAHSİN bedenen çok zayıflamıştı, vereme yakalanmıştı.Fakat geç olmakla birlikte, dostları ve öğrencileri onu yalnız bırakmadılar. Münif Paşa, Erenköydeki köşkün bir odasına yerleştirdi. Ne varki, İstanbul Üniversitesinin ilk rektörü ve değerli bilim adamı Hoca Hasan TAHSİN ,6 Şaban 1298 (1881) tarihinde bir pazartesi günü çok sevdiği Osmanlı yurduna ve halklarına garip garip veda eyledi

8 Şaban tarihli Vakit gazetesinin yazdığına göre : İçerenköyde, Bektaşi Tekkesine yakın Şemsettin SAMİ ve Naim FRASHERİNİN sonradan gömüldükleri Sahrayicedit Mezarlığına defnedildi. Bir kişi Münif Paşaya : Hocanın kabrine demirden bir kubbe yaptırılırsa iyi olur ! deyince,Paşa : Alem habbeyi kubbe yapıyor, Hocaya kubbe yaparsan, kimbilir ne yaparlar  cevabını vermişti.

HOCA HASAN TAHSİN İÇİN NELER DEMİŞLERDİ ?

Hoca Hasan TAHSİN’in mukadder ölümü, tüm ilerici aydınları,yazarları, ozanları çok üzmüştü.Hemşerilerinden ve öğrencisi sayılan Büyük Türkolog Şemsettin Sami FRASHERİ, çıkarmakta olduğu HAFTA dergisinin 1881 gün ve 5-6 sayısında kısa fakat gayet özlü bir yazı yayınladı. Yine aynı Türkolog-Yazar, bizzat hazırladığı KAMÜSÜL ALAM ansiklopedisinde Hoca H.TAHSİN’E yer ayırdı.(İst.1894, 3.cilt,s.1628-29).O yazıda şöyle deniyordu:Hoca H.TAHSİN kitaplarını daima koltuğunda ve ellerinde tutuyordu.Teknik ve Mekanik cihazlar ve kitaplar arasında yaşadı. Evi bir Laboratuarı andırıyordu.Boş sözlerden hoşlanmazdı.

Türkçe ve Arnavutça’dan başka , Fars’ça,Arap’ça, Fransız’ca dillerini su gibi biliyordu Ender bir bilim adamı idi, zamanın en iyi bilim adamlarındandı, geleneksel ve modern bilimlere vakıftı

Hocanın öğrencilerinden olan Şaririazam Abdülhak HAmit TARLAN , ölüm haberini alır almaz,150 mısralık içli bir Mersiye kaleme aldı. Kısmen sansüre uğrayan bu şiir, Ş.Sami’nin HAFTA dergisinde yayınlandı. Hoca H.TAHSİN’in yakın dostlarından Maarif Nezareti Müfettişlerinden Nadiri FEVZİ, Hocanın kimi bilimsel yapıtlarını yorumlayarak 1891-93 yıllarında yayınlamıştı. Bereketzade İsamail HAKKI’da yağdı Mazi adlı anılarında Hocanın sitayişle bahseder.

Şemsettin Saminin kardeşi ve Maarif Nezareti Talim-Terbiye azasında ozan Naim FRASHERİ’de, Hoca H.TAHSİN için içli bir Ağıt yakmıştı. Abdülhamit döneminde Hoca H.TAHSİN’in ölümünden sonrada bahsetmek, onun hakkında olumlu yorum yapmak çok tehlikeli idi.Nitekim, M.Eğ.Müfettişi Nadiri FEVZİ’de, 1909’da ipe çekilmişti. 1908 Meşrutiyet Hürriyetinden sonra, Hoca H.TAHSİN’in hizmet ve çalışmaları unutulmadı. Gerek kısmen özgürlüğe kavuşan Arnavutlar ve gerekse aydın ve vatansever Türkler, Hoca için dikkate değer yazılar ve incelemeler yayınladılar.

1911 yılında İstanbul’da Türkçe Arnavutça yayınlanan ARNAVUT-SHQİPTARİ adlı almanakta Debreli Filozof Dr. Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI çok uzun ve ilginç bir inceleme yayınladı, Hocanın hayat ve eserlerini yorumladı.Aynı Yıllıkta, almanak sahibi Ohrili İbrahim NACİ veya Derviş HİMA’da özlü bir yorum yapıyordu. Cumhuriyetten sonra, Hoca H.TAHSİN için kitap, dergi ve gazete sayfalarında sayısız yazılar yayınlandıki, biri çıkıpta Doktara tezi olarak inceleyecek olursa, koskoca ciltleri dolduracak metinler meydana gelir.

HOCA HASAN TAHSİN’İN MESLEKİ HİZMETLERİ:

Tanzimat döneminin çok kritik ve bir geçiş döneminde hizmet gören Hoca H.TAHSİN çok yönlü, geniş kültürlü, ileri görüşlü, realist, humanist, pozitivist, finalist, din yönünden laik ve vatansever karakteri ile Osmanlı camiasını oluşturan toplumları birleştirmek, aydınlatmak, ülkeyi bir bütün olarak Batı düzeyine çıkarmak emelinde idi. Batı’yı uygarlık düzeyinin en üstüne çıkaran pozitivist düşünce ve objektif bilimleri, Doğu dünyasınada kazandırmak istiyordu.

Rahmetli Hoca H.TAHSİN, öncelikle çok iyi bir öğretmen, yapıcı ve yaratıcı bir pedagok ve bilim adamı idi. Ne yazık ki: Böylesi değerli, birleştirici,kaynaştırıcı ve İstanbul Üniversitesinin ilk kurucusu ve Rektörü için, İstanbul Üniversitesi nasıl olurda bu güne değin Monografik bir eser yapmadı? Niçin büstünü veya heykelini Üniversite kampus ünde dikmedi ACABA, CEFAKAR Hoca H.TAHSİN, İSTANBULDA BİR ÜNİVERSİTENİN UNVAN ADINI ALMAĞA LAYIK DEĞİLMİDİR ?….

Yazan : Necip P.ALPAN
Türk Arnavut Kardeşliği Derneği

Bir Cevap Yazın