Enver Hoca

Enver HocaEnver Hoca, 16 Ekim 1908 tarihinde Cirokastra’da doğdu. Bu tarihlerde, Arnavutluk son derece karışık bir durum içerisindeydi. Ülke, yabancı istilacılar tarafından yakıp yıkılmakta, çeşitli katliamlara ve felaketlere sahne olmaktaydı. Ülkesinin bu durumunu görmesi, Enver Hoca’ya düşmanlarından nefret etmeyi öğretti ve onlara karşı mücadeleye başlamasına sebep oldu. Enver Hoca, bu olaylara tepkisini göstermek amacıyla, henüz 16 yaşındayken, 1924 yılında demokratik harekete katıldı.

Bu sıralarda ülke, Ahmet Zogo tarafından yönetilmekteydi ve halk bu yönetim tarafından son derece kötü yönetilmekteydi. Enver Hoca, bu yönetimin zulmüyle daha lise yıllarında tanıştı. Korça Lisesinde düzenlene bir mitinge katılmasından dolayı tutuklandı ve hapse atıldı. 1930 yılında bu liseyi bitirdi ve yüksek öğrenimi için Fransa’ya gitti. Mücadelesini Fransa’da sürdürmeye başlayan Enver Hoca, Paris’te çeşitli yayın organlarıyla ilişkiler kurarak, ülkesindeki haksızlıklara karşı çeşitli yazılar yazmaya başladı.

Enver Hoca Fransa’da burslu okuyordu ve bursunun kesilmesi onu Belçika’ya gitmek durumunda bıraktı. Belçika’da hem öğrenimine devam etti hem de Brüksel’de bulunan Arnavutluk Konsolosluğunda görev aldı. Ama bu durum çok uzun sürmedi. Zogo ajanları tarafından tespit edilmesi üzerine işinden kovularak Arnavutluk’a geri dönmek zorunda kaldı.

1936 yılında Arnavutluk’a geri dönen Enver Hoca artık tam anlamıyla bir komünist olmuştu ve kendisini davasına adamıştı. Arnavutluk’a geldikten sonra öğretmenliğe başlayan Enver Hoca önce Tiran sonra da kendi mezun olduğu okul olan Korça Lisesinde görev aldı. Bu okullardaki görevi boyunca da mücadelesini sürdürdü ve Korça Komünist Grubu’na katıldı.

Faşist işgalin arifesinde Enver Hoca, gruptaki diğer yoldaşlarıyla birlikte halk direnişini örgütlemek için bütün gücüyle çalıştı. İşgalden sonrada bu yoldaki çabalarını sürdürdü. Devrimci faaliyeti, faşist istilacıların gözünden kaçmadı. Onu rejim aleyhtarı bir unsur olduğu gerekçesiyle öğretmenlikten attılar. Korça Komünist Grubu önderliği onu Tiran’a göndermeye karar verdi. Görevi, başkentte ve ülkenin diğer bölgelerinde anti-faşist hareketi örgütleyerek, grubun faaliyetini sağlam bir temel üzerine yaymaktı.

Tiran’a gönderilen Enver Hoca burada Tiran kolunun önderi oldu. Burada çok başarılı oldu. Tiran kolu önderliğine getirildi. İşgal başladıktan sonra Arnavutluk’taki tüm komünist gruplar birleşti ve işgale tek bir vücut halinde direnme kararı alındı. 1941 yılında birleşen bu grupların başına Enver Hoca getirildi. 1944 yılına gelindiğinde İtalyan işgali geri püskürtüldü.

Enver Hoca 1946 yılında Halk Cumhuriyeti’ni ilan etti. Enver Hoca kırk sene boyunca Arnavutluk’un tek önderiydi. 11 Nisan 1985 tarihinde öldü ve Arnavutluk liderliği ile Arnavutluk Emek Partisi genel sekreterliğine, Ramiz Alia seçildi.

ENVER HOCA ÖNCESİNDE ARNAVUTLUK’TAKİ DURUM

İşgal Altında Arnavutluk

1912 yılında bağımsızlığını ilan eden Arnavutluk, 1913’de büyük devletler tarafından tanındı. Fakat bu rahat dönem uzun sürmedi ve I.Dünya Savaşı’nın başlaması ülkenin İtalyanlar tarafından işgaline sebep oldu. Bu durum 1920 yılına kadar böyle sürdü fakat 1920 yılına gelindiğinde bu istilacılar ülkeyi boşalttılar ve Arnavutluk’un bağımsızlığı onaylandı. Ülke işgalcilerden kurtarılmıştı ama Arnavutluk toprakları ciddi oranda azalma göstermişti. Bu da Yugoslavya ve Yunanistan’ın yararınaydı.

1922 yılında Arnavutluk’un başına Ahmet Zogo geçti. Zogo 1924 yılında demokratlar tarafından devrilmesine karşın, tekrar karşı bir hareketle demokratları bu kez de Zogo devirdi ve ülkede kendi diktatörlüğünü kurdu. Zogo’yu destekleyenler halkın en gerici bölümünü oluşturuyordu ve bu kesim ülke içinde çoğunluğu oluşturmuyordu.

1927 yılında Arnavutluk ile İtalya arasında imzalanan Tiran Antlaşması, iki ülke arasında ilişkilerin düzelmesini sağladı ve İtalyanlar bu antlaşma sayesinde birçok ticari ayrıcalıklar elde ettiler. Bununla beraber ülke içinde, İtalyanların etksi giderek artmaya başladı ve bu durum demokratların tepkisine yol açtı. Demokratlar, çeşitli gösteriler ve ayaklanmalara kalkıştılarsa da önemli bir başarı gösteremediler. Fakat bu dönemde ülkede örgütlenme üzerinde yaptıkları çalışmalar ileride meyvesini verecekti.

Arnavutluk, 7 Nisan 1939 tarihinde, bir anda İtalyanlar tarafından işgale uğradılar. Bu durum Ahmet Zogo’nun kaçmasına neden oldu. İşgale karşı direnen bütün komünist topluluklar 1941 yılına gelindiğinde, Enver Hoca yönetimi altında toplandılar. Böylece işgale karşı direniş ciddi anlamda başlamış oldu. 8 Eylül 1943 tarihinde, Arnavutluk ve İtalya arasında imzalanan bir anlaşma sonrasında, Alman kuvvetleri ülkeye girdi. Ancak Almanlar, partizanların baskılarına dayanamıp ülkeyi terketmek zorunda kaldılar.

ENVER HOCA DÖNEMİNDE ARNAVUTLUK

Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti’nin Kurulması ve İlk Adımları

Ülke faşist istilacılardan kurtulduktan sonra, Enver Hoca halk cumhuriyetini kurdu(11 Ocak 1946). 1912’den beri, sömüren sınıflara ve işgalcilere karşı mücadelesini veren Arnavut halkı ilk defa uluslararası sahneye bağımsızlığını ve egemenliğini kazanmış olarak çıktı.

Milli Kurtuluş Savaşı ve Halk Devrimi sömüren sınıfları devirmekle ve kovmakla kalmadı, Arnavutluk’un yüce yurtseverlerinin güzel rüyasını da gerçekleştirdi; Arnavutluk’a gerçek hürriyeti ve bağımsızlığı kazandırdı; Arnavutluk’u ilerleme ve refah yoluna soktu.

Milli Kurtuluş Savaşı, halk tarafından ve halkın çıkarları için verilen gerçek bir halk savaşıydı. Bu savaş iç ve dış düşmanlara karşı zaferle  sonuçlandı; çünkü işçi sınıfının devrimci öncüsü ve bütün emekçi kitlelerin güvenilir önderi Arnavutluk Komünist Partisi, halkın mevcudiyetinin ve geleceğinin tehlikede olduğu bir zamanda, halk saflarından doğdu. Partinin kurulması ve ayaklanan halkın ve kurtuluş mücadelesinin başında yer alması, Arnavutluk tarihinin kaderinde büyük bir dönüm noktası oldu. parti halka, açık bir eylem programı sundu ve bunun tek doğru uygulama yolunu gösterdi.

Yugoslav komünistlerin büyük desteğiyle kurulan Arnavut Komünist Partisi, yine bu destekle yasama ve yürütme yetkisini eline alarak, Enver Hoca liderliğinde geçici bir hükümet oluşturmuştur. Diğer Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinden farklı olarak Arnavutluk’ta sosyalist rejim Sovyet yardımı olmadan kurulmuştur. 14 Mart 1946 tarihinde de Yeni cumhuriyetin anayasası kabul edildi.

Paris Barış Konferansı’nın Toplanması ve Kuzey Epir Meselesi

Kuruluştan sonraki ilk önemli gelişme, Paris Barış Konferansı’nın toplanmasıdır. Enver Hoca bu görüşmelere bizzat gitmiştir ve Paris’te Arnavutluk’un meselesi Kuzey Epir sorunudur ve Enver Hoca savunmasını şöyle yapmıştır: Arnavutluk’un toprak bütünlüğünü tehdit eden bu meselenin bu konferansa getirilmesi doğru değildir. Sayı itibariyle küçük ve fakat ortak davaya yaptığı hizmet ve fedakarlıklar bakımından büyük olan Arnavutluk, buraya kendi sınırlarını tartışmak için gelmemiştir. Aksine kendi hak ve taleplerini dile getirmek için gelmiş bulunmaktadır. Milli topraklarımızdan yabancılara verilecek tek karış toprağımız yoktur. Bilakis komşularımızdan alacaklıyız biz! Topraklarımıza dokunulmasına asla müsade etmeyeceğiz

Enver Hoca Paris’ten ayrılırken tarih 16 Eylül 1946’ydı ve Arnavutluk’un bu konferansa hesap vermek için gelmemiş olduğunu anlaşılmıştı. Aslında amaç kendilerine zarar veren ya da verebilecek durumda olan düşmanlarına bir uyarı yapmaktı.

Arnavutluk ile SSCB İlişkileri

Cumhuriyet kurulur kurulmaz Yugoslavya’nın yörüngesine girmişti. Hatta bir dönem, iç işleri bakanı Zoza iki ülkenin birleşmesinden yanaydı. Arnavutluk’un Yugoslavya’ya olan yakınlığının perde arkasında şüphesiz ki Yugoslavların Arnavut Komünist Partisine yardımları vardı. Bu sıralar Yugoslavya’nın başında Tito bulunuyordu ve Tito’nun uyguladığı politika Onun 1948 yılında Kominform’dan ihracına sebep oldu. Böylelikle Yugoslavya ile Arnavutluk arasındaki ipler koptu ve iki ülke arası açıldı. Arnavutluk bundan sonra SSCB cephesine yanaşacaktı ve SSCB lideri olan Joseph Stalin ile Enver Hoca arasında iyi bir dostluk vardı.

Bu gelişmelerin ışığında Yugoslavya ile birleşmeyi öneren Zoza idam edildi. SSCB giderek Arnavutluk üzerindeki nüfuzunu arttırıyordu. SSCB’nin bu durumu Stalin-Enver Hoca ilişkilerine paralel gidiyordu bir bakıma. Enver Hoca’nın Marxizm ve Leninizme olan bağlılığı ilişkilerin seyrini düzenleyen bir diğer etmen durumundaydı fakat Stalin’den sonra SSCB’nin başına geçen Kruşçev’in politikaları iki devlet arasında ilişkilerin kopmasına neden oldu. Kruşçev’in stalinciliğe karşı tutumu Arnavutluk’un müttefikkinden kopmasına neden oldu.

Enver Hoca Tito ve Kruşçev politikalarının yanlışlığı hakkında fikirlerini açıkça ifade ediyordu:

Titocu ve Kruşçevci modern revizyonizmin yayılmasına kadar çoğulculuk denilen şey, radikal, sosyalist, sosyal demokrat ve benzeri bir çok sıfat taşıyan böyle sahte demokrat partilerin baskıcı kapitalist iktidara katılımı ile sınırlıydı. Lenin’in ve Stalin’in Sovyatler Birliği, Kruşçevci revizyonizm tarafından yıkıldığında, Titoculuk Yugoslavya’da kapitalist bir rejimin temellerini attığında, Arnavutluk Emek Partisi dışında diğer komünist partileri soysuzlaşarak, burjuva-kapitalist toplumu yönetmek için sermaye partileriyle yakın işbirliğine girmeye çalışan revizyonist, reformist  partilere dönüştüler, Fransa’nın, İtalya’nın, İspanya’nın, Belçika’nın vb. revizyonist
partileri tarafından şimdi bu açıkça ilan edilmektedir.

Çin Halk Cumhuriyeti ile İlişkiler

Arnavutluk ile Çin’in Yakınlaşması

Arnavutluk ile SSCB’nin ilişkilerinin kopması, Arnavutluk’un Avrupa’da yanlız kalmasına neden olmuştur. Yanlız kalan Arnavutluk ise dışarda kendisine yakın gördüğü, revizyonist politikaların etkisinde kalmamış olan Çin Halk Cumhuriyeti ile yakınlaşma yoluna gitmiştir.

Enver Hoca döneminde en çok bu dönem göze çarpmaktadır. Arnavutluk ile Çin ilişkileri 1978 yılına kadar sıkı bir şekilde devam etmiştir. Buna ek olarak Arnavutluk, o dönemde Çin’in izlediği yolu izleyen tek halk cumhuriyetiydi. Bu dönemde Çin tarafından bir çok ekonomik ve askeri yardımla desteklenen Arnavutluk ekonomisini olumlu anlamda geliştirdi.

Arnavutluk’taki Ekonomik Gelişmeler

Çin politikalarına takiben uygulanan ekonomik programlarla ilk olarak topraklar kollektifleştirilmeye çalışıldı. Ve bu politika gün geçtikçe bütün ülke topraklarına uygulanmaya başlandı. Çin bir tarım toplumuydu ve tarım alanında Çin ile girişilecek olası bir ortaklığın Arnavutluk’u tarım alanında ileriye götüreceği açıktı. Bu dönemde tarımdaki gelişmelerin yanında VI.ekonomik planla sanayiye bir anlamda öncelik tanındı.

Çin ile girişilen bu ortaklık devam ederken Avrupa ve Arnavuluk’un çevresi karışık bir vaziyete girişti. Arnavutluk bu dönemde yavaş yavaş dış dünyaya açılmaya başladı ve Polonya ilişkilere başlandı. Bu dönemde Polonya’ya ek olarak Yugoslavya ile de ilişkiler düzelmeye başladı.
4.3. SSCB’nin Çekoslovakya’ya Saldırması ve Arnavutluk’un Tutumu

SSCB 1965  yılında Çekoslovakya’ya girdi ve bu ülkeyi işgal etti. Arnavutluk’un bu duruma tepkisi geç olmadı ve Arnavutluk bu olay üzerine Varşova Paktı’ndan çekildiğini açıkladı. Ayrıca Enver Hoca Sovyetlerin bu tutumunu sert bir dille kınamış ve SSCB politikalarına yönelik çok ağır ithamlarda bulunmuştur:

Sovyet revizyonistlerinin yağma hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yol, eskiden çarların ve diğer emperyalistlerin izledikleri yoldur, yani aldatma ve silahlı şiddet yoludur. Rubleler ve tanklar, yalanlar ve şantaj, demagoji ve tehditler ele vermiştir. Ancak, Kremlin’deki şefler yayılma planlarını ne kadar ilerletirlerse, ülkelerindeki durumları ve peykleriyle olan ilişkileri de o kadar güçleşir, askeri maceracılıkları ne kadar artarsa güçlükleri ve çelişmeleri halletmek için silahlı saldırıya o kadar çok başvururlar. Hayatın inkar edilmez gerçekleri, Partimizin, dönek Sovyet yönetiminin emperyalist niteliğini açıkça teşhir ederkenhaklı olduğunu  ispat etmiştir. Çekoslovakya’nın işgaliSovyetler Birliğindeki yönetici kliğin tümüyle çürüdüğünü ve yozlaştığını gösteren, onların gerçek emperyalist çehresini, halkların hürriyet ve bağımsızlığının yeminli düşmanı olduğunu açığa çıkaran bir örnektir.

Bunun yanında Enver Hoca SSCB’nin Çin’e karşı yürüttüğü düşmanca politikalra da zaman zaman değinmiş ve olası bir SSCB-Çin düşmanlığında Çin’e taraf olacağının sinyallerini vermiştir. Arnavutluk’un Varşova Paktı’ndan çekilmesi ve SSCB ile ilişkilerini tamamen koparması, Çin Halk Cumhuriyeti’ne daha da yaklaşmasına sebep olmuştur.

Çin ile Askeri İlişkiler

Enver Hoca, sosyalizme ve davaya sadık kalmanın ancak Çin yanlısı bir politika seyretmekle olacağını savunuyordu o dönemde. Böylesine iyi ilişkiler içinde bulunan iki ülke ekonomik yardımlaşmanın yanısıra askeri alanda da ilişkiye girilmesi kararında idi. Buna bağlı olarak, Mao Zidong’la Enver Hoca arasında bazı anlaşmalar yapıldı. Arnavutluk, Çin’e  bir deniz üssü verecek ve bunun karşılığında da Çin, Arnavutluk’a bir füze üssü verecek ve bunun yanında bir de ekonomik yardım yapacaktı. Bu dönemde Çin’den Arnavutluk’a bir çok teknisyen gönderildi. Bu teknisyenler Arnavutluk’un iktisadi gelişmesine katkıda bulundular.

Arnavutluk ve Çin 1978 yılına kadar ekonomik işbirliğini sürdürdü. Bu süre zarfında Çin Arnavut sanayisinin ve tarımının gelişmesine katkıda bulundu, 436.000 ton buğday gönderdi ( Çin kaynaklarında bu rakam 1.8 milyon ton), yüzmilyonlarca yuan kredi ve yardım sağladı, 6.000 teknisyen gönderdi. Bu yardımlar karşılığında ise Arnavutluk’ta boş değildi tabi. Arnavutluk Çin’e 1.7 milyon tondan fazla petrol, 1.3 milyon tondan fazla asvalt ve 2.7 milyon tonkrom madeni ve krom konsantresi vb. verdi.

Çin ile İlişkilerin Koparılması

Mao’nun ölümünden sonra iki ülke ilişkileri farklı bir kılığa büründü. Enver Hoca, Mao’nun ölümünden sonraki Çin idarecilerinin Maocu çizgiden uzaklaştıklarını, emperyalist güçlere ve emperyalist hareketlerine göz yumduklarını iddia ediyordu. Çinlileri ABD’ye yanaşmakla suçluyordu.

Bu gelişmeler üzerine iki ülke arasındaki ilişkiler bozuldu ve Çin yapılan anlaşmaları tek taraflı olarak kaldırdı. 7 Temmuz 1978 günü Çin Halk Cumhuriyeti Arnavutluk’un Pekin’deki elçiliğine bir resmi nota vererek, Çin’in Arnavutluk’a yaptığı ekonomik ve askeri yardımı durdurmayı, yardım kredilerini kesmeyi ve gönderdiği tüm askeri ve ekonomik uzmanları geri çekmeyi kararlaştırdığını bildirdi. Arnavutluk hükümetinin tepkisi ise sadece sözle olmasına karşın, sert ve onur kırıcı oldu:

Çin hükümetinin Arnavutluk ile ekonomik ve askeri işbirliği anlaşmalarını tek yanlı kaldırması, iki ülke arasında resmen yapılmış anlaşmaları keyfi biçimde çiğnemesi, sosyalist ekonomimiz için çok sayıda önemli projeleri tamamlamadan bırakması, uzmanları geri çekmesi ve diğer deliller Çin yönetiminin iyice belirlenmiş bir siyasi ve ideolojik çizgisini yansıtmaktadır. Bunlar, Çin yönetiminin Marxizm-Leninizm’den ve proleter enternasyonalizmi ilkelerinden sapmasının, Amerikan emperyalizmine, uluslararası sermayeye ve gericiliğe yakınlaşmasının ve onlarla işbirliğinin, uluslararası alanda devrimci ve kurtuluş güçlerine yardım ve destekten el çekmesinin, Çin’in bir emperyalist süper devlet haline gelme amaçlarının bir sonucudur

Şimdiki Çin yönetimi, kendi arzusuna göre ve kendisine özgü nedenlerden dolayı Arnavutluk Emek Partisi’ni Kültür Devrimi’ni mahkum etmeye zorladı ve zorlamaktadır. Arnavutluk Emek Partisi bu buyruğu hiçbir zaman kabul etmeyecektir.

Böylelikle Arnavutluk uluslararası alanda çok önemli ve güçlü bir müttefikkini kaybetmiş oldu. bunun sonucu olarak ise uluslararası politikada tam anlamıyla yanlız kaldı.

EKONOMİDE NEREDEN NEREYE? 

Enver Hoca döneminde Arnavutluk kendisini dış dünyaya kapamış bir haldeydi. Bir kaç önemli müttefikki hariç diğer dünya devletleriyle ilişkilere girmiyordu. Aslında bu durumun asıl amacı kendini soğuk savaşın etkilerinden korumaktı diyebiliriz.

Kapalı bir ekonomik sisteme sahip olmasına karşın ülke kendisini büyük ölçüde geliştirmiştir. Yaklaşık 40 senelik gelişimi gözlemlendiğinde çarpıcı sonuçlar çıkmaktadır:

Savaş öncesinde Arnavutluk’ta ortalama bir insan ömrü sadece 38 yıl iken bu rakam 1970’li yıllara gelindiğinde 66 yıla ulaşmıştır.
Sınai ve tarımsal üretim artmıştır ve buna bağlı olarak artan milli gelir halka adaletli bir şekilde dağıtılmış, bu sayede halkın alım gücü ciddi oranda yükselme göstermiştir.

Devlet yardımlarıyla ve kredilerle, 185.000 kat ve ev inşa edilmiştir.

Petrol üretimi %80, bakır üretimi ise %200 oranında artmıştır.(bu durum krom, kömür vb. için de geçerlidir.)

–  Yüksek öğrenim görmüş uzman sayısı 4245’ten (1960 verilerine göre)        14.000’e ulaşmıştır.

Buğday üretimi 2 misline, mısır üretimi ise 2,2 misline ulaşmıştır.

Eğitim alanında da bir çok gelişmeler olmuştur. Sekiz yıllık eğitim köylerde dahi tam olarak uygulanmıştır. Öğretmen sayısı 1700 (kuruluşta) 23.000’e ulaşmıştır.

1938 yılına bakıldığında 17 sinema, 5 kütüphane, 2 müze ve yaklaşık 180.000 kitap mevcuttu. Bu sayılar 1968 yılına gelindiğinde bir hayli yükselmiştir: 1750 kültür evi, bir çok sinema (köylere hatta tarım kooperatiflerine varıncaya dek), sadece bir yayınevinde(Mihal Duri) yaklaşık 7 milyon kitap mevcuttu.

29.000 hektarlık sulanan toprak 240.000 hektarı aşmış, kuruluşta sadece 30 tane olan traktör sayısı 10.500’e ulaşmıştır.

1938’de bir yılda üretilen enerji 1970’li yıllara gelindiğinde sadece dört günde üretilmekteydi. Bütün köylere elektrik getirildi.

Bu gelişmeler Enver Hoca dönemindeki gelişmeyi ve büyümeyi gözler önüne sermektedir. Üstelik bu gelişme sürecinde sadece ülkenin kendi kaynakları kullanılmıştır. Bunlara ek olarak dünyada dolaylı ya da dolaysız tek vergi vermeyen halk Arnavut halkıydı. Bu durumda dahi yaşama koşulları normale ulaşmamıştı ve birçok insan ülkeden çıkma girişiminde bulunmaktaydı. Alınan önlem ise son derece kötüydü. Ülkeden ayrılmaya çalışan yüzlerce kişi sınırdaki güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürülmüştür.

1980’li yıllara gelindiğinde Arnavutluk, yabancı ülkelerle olan kopuk ilişkilerinden vazgeçme yoluna gitti ve bazı ülkelerle bir takım ticari anlaşmalar imzaladı. Ilk ticari anlaşma ise 1980’de Yugoslavya ile imzalandı. Bu gelişmeyi daha sonra Fransa (1983), Türkiye (1983) ve İtalya(1984)yla yapılan anlaşmalar takip etti.

– Enver Hoca Döneminin Genel Değerlendirmesi

Enver Hoca 11 Nisan 1985’te öldü. Enver Hoca Öldükten sonra, Arnavutluk Emek Partisi genel sekreterliğine Ramiz Alia geldi. 1946 yılında kurduğu Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyetini ölümüne kadar idare etti. Yaklaşık 40 senelik bu dönemde diğer dünya ülkelerine kapalı, içine kapanık bir şekilde ülkesini yönetti. Zaman zaman bazı güçlü devletlerin yörüngesine girmekten kaçamadı ama soğuk savaş dönemi boyunca hüküm süren çift kutuplu dünyada, iki kutuptan da kendisini saklamayı çok iyi bildi.

Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti kuruluş yıllarında Yugoslavya ile iyi ilişkiler içerisindeydi fakat bu durum Yugoslavya’nın Kominform’dan ihrac edilmesinden sonra, Arnavutluk SSCB’ye yanaştı ve Stalin eksenli politikalar izlemeye başladı. Stalin’den sonra gelen Kruşçev ile fikirleri çatışan Enver Hoca bu devletle de yollarını ayırdı. SSCB’den sonra Mao Zedung yönetimindeki Çin Halk Cumhuriyeti”le ilişkilere başladı ve bu ikili ilişki Enver Hoca döneminde en çok göze çarpan süreç oldu. iki ülke bir çok ortak ekonomik ve askeri anlaşmaya imza attı. Çin Halk Cumhuriyeti bu dönemde, Arnavutluk’un gelişmesinde çok büyük pay sahibi oldu. Aynı dönemde Arnavutluk, içe kapanık politikayı bırakıp çevresindeki ülkelerle ilişkilere girdi.
Enver Hoca döneminde Yugoslavya Federasyonu’na bağlı olan Kosova Özerk bölgesi, Arnavutlar ile Yugoslavlar arasında çok büyük problemler yarattı. Kosova nüfusunun ezici çoğunluğunun Arnavut olması ve Yugoslavya’nın Kosova’ya Cumhuriyet hakkı vermemesi iki ülke ilişkilerinde bir türlü düzelmeyen tek sorundu.

Enver Hoca döneminde ülke dışındaki Arnavutlarla fazla ilgilenilmedi. Bu durumun sebebi ise ülkede iki farklı Arnavut grubunun yaşıyor olmasıydı. Gegler ülkenin kuzeyinde, Tosklar ise güneyde yaşamaktadır. Bu iki grup farklı lehçeler konuşmakta, ayrıca kültürel açıdan da bazı farklar göstermektedir. Kosova’da, Makedonya’da ve Karadağ’da yaşayan Arnavut azınlık, Geglere mensuptur. Arnavutluk’taki siyasi yaşama farklı dönemlerde farklı bir Arnavut grup hakim olmuştur.Örneğin, 1925-1939 döneminde Gegler siyasi yaşama egemen olurken, sosyalist rejim döneminde Tosklar yönetimi ele geçirmiştir. Enver Hoca’nın kendisi de Tosk grubuna mensuptu. Sosyalist rejimin çökmesinden sonra işbaşına gelen Sali Breşa ise Geg idi. İktidarda olan kesimin Geg veya Tosk olmasının, bir ölçüde hükümetin dış Arnavutlarla ilgili politikasını etkilediği gözlenmekte ve ülkenin lideri Geg olduğu zaman, diğer ülkelerde yaşayan Arnavutların da bu gruba mensup olması nedeniyle, Arnavut yönetiminin bu grupların durumuyla daha fazla ilgilendiği anlaşılmaktadır.

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ
İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ
ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ
Erhan Çelebi  03.06.2005

Kaynaklar / Kitaplar

Arnavutluk Emek Partisi Merkez Komitesi Arnavut Sosyalist Halk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Arnavutluk Emek Partisi M.K. ve     Arnavutluk Hükümetinin Çin Komünist Partisi M.K. ve Çin Hükümetine Mektubu(Tiran, 29 Temmuz 1978), Ankara, Ağustos 1978

Arnavutluk Emek Partisi Tarihi-1, Tiran, Naim Fraşeri Yayınevi, 1971

HOCA, Enver, Arnavutluk Emek Partisi VII.Kongre Raporu, Ankara, Koral Yayınları, Kasım 1976

HOCA, Enver, Çu En-lay ile Konuşma, Ankara, Halkın Birliği Yayınları, Eylül 1977

HOCA, Enver, Proleter Demokrasi Gerçek Demokrasidir, Ankara, Halkın Yolu Yayınları, Ekim 1978

HOCA, Enver, Sosyalizm Yolunda Mücadele ve Zaferle Dolu Yirmi Beş Yıl, Ankara, Aydınlık Yayınları, Mart 1971

LÜTEM, Ömer E. ve COŞKUN,Birgül Demirtaş, Balkan Diplomasisi, Ankara, ASAM Yayınları, 2001

ÜLGER, İrfan Kaya, Yugoslavya Neden Parçalandı?, Ankara, Seçkin, Ocak 2003

Bir Cevap Yazın