Makedonyalı Arnavutlar

Makedonyalı Arnavutlar Makedonya 1990’dan itibaren Balkanları kaplayan çatışmalardan kaçmayı başarabilmiş tek bölge ülkesidir. Yugoslav Milli Ordusunun (JNA), 1990’ların başında barışçıl bir biçimde çekilmesinden sonra bağımsızlığını tartışmalı bir biçimde ilan eden Makedonya, bölgeyle ilgilenen pek çok uzman tarafından tüm bölgeyi etkileyebilecek yeni krizler için yeni bir merkez olarak algılanmıştır. Bu kötümserlik iki önemli gerçekten dolayıdır: Makedonya devleti ne sınırları içinde yaşayanlar ne de komşuları tarafından tanınmıştır. Bu düşünce kötümser ve kışkırtıcı görünebilir. Ancak, Yugoslavya’nın yıkılmasından sonra bir kar topu gibi büyüyen ve yükselen Slav milliyetçiliğinden hız alan Arnavut milliyetçiliği sorununu atlamak imkansızdır. Şu an öyle görünmektedir ki eskinin ‘Doğu Sorunu’ şimdilerde ‘Arnavut-Sırp’ sorununa dönüşmüştür.

Balkan krizlerine neyin sebep olduğu sorusuna yanıt homojen etnik nüfusa sahip bir ulus-devlet kurma idealinde aranmalıdır. Makedonya sorunu nispeten yeni ve farklı olmasına karşın benzer niteliklere sahiptir. Yine azınlıklar kendi kültürlerini benimsetmeyi amaçlayan siyasaları biçimlendirmeye çalışmakta olan çoğunluğa karşı seslerini yükseltmektedirler. Makedonya’da bu rollerin sahipleri etnik Arnavutlar ve Makedonlardır. Önce bu konuya daha parlak bir ışık tutalım.

 MAKEDONYA’DAKİ ETNİK ARNAVUTLAR

Geleceğin Aynası Olan Geçmiş

Uluslararası gözetim altında gerçekleştirilen 1994 Haziran nüfus sayımına göre Makedonya’da yaşayan Arnavutlar nüfusun (yaklaşık 2.03 milyon) %23’ünü teşkil etmektedir. Ancak Arnavutlar bu sayımın adil olmadığını iddia etmişlerdir. İddialara göre, sayım belgeleri Arnavutça hazırlanmamış, sayım süresince Arnavut sayım memurları çalıştırılmamış ve sayım sadece Makedon uzmanlarca yapılmıştır. Arnavutlar ayrıca Kosova’dan gelen Arnavutların da sayılmadığını iddia etmektedirler. İddialara göre, Makedonya’da nüfusun %40’ı oranında Arnavut yaşamaktadır. 1992 Ekim ayında çıkarılan Makedon Vatandaşlık Kanununa göre, vatandaş olabilmek için bu ülkede en az 15 yıl ikamet etmek gerekmektedir. Dolayısıyla Kosova ve Arnavutluk göçmenlerine vatandaşlık hakkı verilmemiştir.[152] Arnavutların sayısı meselesi önemlidir, çünkü Arnavutlar Slav Makedonlar ile aynı haklara sahip kurucu millet statüsüne sahip olmak yönlü isteklerini demografik verilere dayandırmaktadırlar. Bu bağlamda etnik Arnavutlar açısından en önemli problemler, anayasal statüleri, yasamada temsil edilme biçimleri, Arnavutça eğitim ve medya ve kamuda istihdam alanında karşılaştıkları ayrımcılık gibi konular olarak sıralanabilir.

1991 seçim sonuçlarına göre Arnavutlar, Sosyalist Makedonya Cumhuriyeti’nin nüfusunun ikinci büyük etnik grubunu oluşturmaktaydılar (1.912.257 olan toplam nüfusta, 377.726 kişi).[153] Ancak, etnik Sırplar dışında diğer bir çok azınlık gibi, Komünist Liginde nüfuslarına oranla daha az bir temsil oranına sahiptiler. Arnavutlar, ülkenin Batısında, Arnavutluk sınırında, kuzey-batısında, Kosova sınırında ve başkent Üsküp civarında yoğun olarak yaşamaktadırlar. 1966 yılında Rankoviç’in düşmesinin ardından Kosova’da yaşayan Arnavutlar sokak gösterileri yapmışlar ve cumhuriyet statüsü talep etmişlerdir. Üsküp’te de benzer gösteriler olmuş ve Batı Makedonya’nın kurulması planlanan yeni Kosova Cumhuriyetine dahil edilmesi talep edilmiştir. Ancak Yugoslavya’da pek çok kişi bu isteklerin Arnavutların kendilerini ‘Büyük Arnavutluk’ planları doğrultusunda Yugoslavya’dan ayırmak ve komşu Arnavutluk devleti ile birleşmek yönünde attıkları siyasi bir adım olarak nitelendirmiştir.[154] Böylelikle yükselen Arnavut milliyetçiliği baştan beri sadece Yugoslav devleti için değil, Makedon ulusu için de bir tehdit olarak algılanmıştır.[155] Arnavut milliyetçiliğinin önünü kesmek için Üsküp otoriteleri asimilasyona yönelmiş ve antidemokratik politikalar uygulamışlardır. 1981’de Makedon Parlamentosu Ulusal İlişkiler Komisyonu Sosyal Politika Kurulunun ders programları ve kitaplarının revizyonu ve Arnavutça ders görülen okullardaki Makedonca derslerinin arttırılması yönlü teklifine destek vermiştir. 7 Mayıs 1984’de Ulusal İlişkiler Sekreterliği, bazı Arnavut yayınlarında milliyetçi temaların önemli ölçüde arttığını rapor etmiştir. Makedon otoriteler bu yayınları toplatmakla kalmamışlar, bazı Arnavutça isimleri, örneğin Alban, Albana, Shipka, Flamur ve Lijiriduan gibi, bazı halk şarkılarını yasaklamışlardır. Ayrıca Arnavut evlerini çeviren, evi koruma, kadınları gözden tutma ve tütün kurutmakta kullanılan geleneksel duvarlar da güvenlik önlemleri çerçevesinde yıktırılmıştır.[156]

Etnik Arnavutlar arasındaki yüksek doğum oranı da Üsküp için bir sorun oluşturmaktadır. Bu yüzden Makedon idaresi Batı Makedonya’nın Kosova’daki gibi etnik açıdan tamamıyla Arnavutlaşmış bir bölge haline gelmesini önlemek doğrultusunda bazı önlemler almıştır. Örneğin, iki çocuktan fazla her çocuk için tıbbi hizmetler karşılığında Arnavut aileler para ödemek zorunda bırakılmışlardır. Dahası ideal sayı olarak belirlenen ikiden fazla doğuran ailelerin para cezasına tabi tutulacağı da bildirilmiştir. Ayrıca pek çok Arnavut memur Sosyalist Makedonya’nın ideolojik prensiplerine aykırı hareket etmekle suçlanmış ve görevlerinden uzaklaştırılmıştır. Bunun yanı sıra, en önemli yasal düzenleme Makedonların bu bölgedeki etnik dengenin Arnavutlar lehine bozulmasının önlenmesi için özellikle bu azunlık mensuplarına topraklarını satmalarının yasaklanmasıdır.[157]

1990’larda Miloseviç liderliğinde tırmanan Sırp milliyetçiliği özellikle Kosova’da tansiyonu arttırmıştır. Kosova’da Arnavutlar üzerinde artan baskılar Arnavutluk’taki ve Makedonya’daki soydaşlarını alarma geçirmiştir. 1 Şubatta kalabalık bir grup Arnavut ‘büyük Arnavutluk’ istekleriyle Makedonya’da bir yürüyüş düzenlemişler ve polis tarafından dağıtılmışlardır.[158] 19 Haziran 1990’da Struga kentinden 11.000’in üzerinde Arnavut’un imzası bulunan bir dilekçede, yeni açılan Struga lisesinde Arnavutça eğitim talep edilmiş, ancak Yugoslav Parlamentosuna, Makedonya Meclisi ve Struga Yerel Meclisine verilen dilekçelere hiç bir cevap alınamamıştır. Benzer dilekçeler Üsküp tarafından çeşitli defalar reddedilmiştir. Otoritelerin ret gerekçesi, başka bir dilde eğitim hakkının yeni değiştirilen Anayasanın devletin Makedon tabiatına dair maddesiyle çelişmekte olduğudur.[159] Yine de etnik gerilim, Kosova’daki boyutlara ulaşmamıştır. Bunun en önemli nedeni etnik Arnavutların nispeten daha özgürce örgütlenme hakkına sahip oluşlarıdır, aksi takdirde siyasi uzlaşma zemininin yokluğunda, Arnavutların son çare olarak Kosova’da olduğu gibi şiddete başvurmaları ihtimali çok yüksek görünmektedir.

Aslında Makedonya pek çok önemli uluslar arası belgeye imzasını koymuş olmakla birlikte bunun iç hukukunu bağlamasını parlamentosu onaylamamıştır. Mesela Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı henüz parlamento onayı alamamıştır. Ayrıca Makedonya da Irkçı Ayrımcılığın Kaldırılmasına Dair Komiteye bireysel başvuru hakkını da kabul etmemektedir.[160] Diğer yandan, Makedon yetkililerin talepler karşısında etnik gruplara verdikleri yanıt, azınlıkların Makedonya’da eğitim ve siyasi katılım gibi bir çok haklarını özgürce kullanabildikleridir. Makedonlar küçük etnik grupların yürürlükteki kanunların uygulamasındaki bozukluklardan şikayetçi olduklarını fakat Arnavutların şu anki hukuki sistemin sınırlarını aşan yeni bir sistem talep etmekte olduklarını iddia etmektedirler. Eğer Makedon devleti her azınlık grubuna farklı, davranırsa, bu iki açıdan tehlikelidir: Birincisi, bir azınlığa konsantre olmak diğerlerini aynı oranda ihmal etme sonucunu getirecektir, ikincisi azınlık grupların kendi içinde tansiyonu arttıracaktır.[161] Görüldüğü gibi, Makedon idaresi Arnavutların diğer azınlıklara tanınan haklardan daha fazlasını istemeleri konusundaki direncinde oldukça kararlıdır.

Bir Cevap Yazın