ilirya

iliryaİlliryalılar, Arnavutların antik çağdaki ismidir. İllirya, kuzeyde Avusturya Alpleri’nden güneyde Arnavutluk ve Kuzey Yunanistan/Epiros’a kadar geniş bir bölgeye yayılmaktaydı. Kelime anlamı “özgürler ülkesi” olan İlirya MÖ 2. yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu’nun eyaleti oldu.

İllirya ismi ilk kez eski yunanlı tarihçilerince kullanıldı . Eski Yunanlıların İlliryalıların kökenine ilişkin anlatımları söylenceler ve mitoloji ile karışıktır. Appaian, İlirya adının Kiklop Polyphemos ile deniz perisi Galatecia’nın oğlu İllyricos’tan geldiğini yazar . Bir başka eski yazar Apollodorus, Kadmos ile Harmonia’nın oğlu olduğunu belirttikleri İllyricos’un Sicilyadan gelerek doğu Adriyatik kıyılarına yerleştiğini ve buralara ismini verdiğini anlatır, bu mitolojik anlatımıdır.

Coğrafik konumu için eski tarihçi Appian, Chaonia ve Thesprotia (Batı Yunanistan)dan Danube(Ister) nehrine (Sırbistan) kadar Makedonya ve Trakya’nın ötesine uzanan ve batıda Pannonia ve Adriatik denizine yayılan bu bölgeyi sosyo-politik ve kültürel bir varlık halinde görülen İlirler’in yaşadıkları bölge olarak tanımlar. İlirya’nın .(İliré veya İ lire, hür kişi anlamına gelmektedir) sınırları, Makedonya ve Trakya dağlarından Pannonia’ya, Adriatik’ten Alplerin alt tepelerine kadardır. Grek yazarlar, genişliğinin 5 günlük ve uzunluğunun 30 günlük bir seyahati kapsadığını belirtirler. Ülkenin ölçümünü yapan Romalılar, uzunluğunu 6000 stad*’dan fazla ve genişliğini yaklaşık 1200 olarak tespit etmişlerdir (Herod, iv. 101 ; Pausan. x. 33 ; Ptol. i. 9). Bununla beraber, İllirya sınırları çok net bir şekilde açıklanamadı. İlirya M.Ö 168 -33 yıllarında yaptığı çetin savaşlar sonucunda Roma idaresine girince, İliricum adını aldı. Roma eyaleti İllyricum, İlirya ile sinonim (eş anlamlı) değildi. Sınırlar sıklıkla değiştiğinden aslında kapsadığı alan yalın İlirya’dan çok daha uzağı içerirdi. Romalılar imparator Dioclection zamanında (284 de ) idare merkezi İşkodra olan Kuzey yöresine Prevalitan; başkenti Durrés (Dıraç) olan Orta Arnavutluğa Pirus Nova (Yeni Epir) ve Preveze’ye kadar uzanan Güney bölgesine de Epirus Votus (Eski Epir) adlarını verdiler. Bu durum XII-XVII. yy’a kadar devam etti (Epir : İlir dilinde Epér Sipér , Hipur, Hipér.. olarak Yüksek kara parçası demektir). Doğu İlirya’ya şimdiki Kosova çevresine takılan Dardania ve komşu ülkelerden Makedonya Mesya vb. isimler coğrafi terimlerdi, yani etnik isimler değildi. Daha modern bir açıklama ile İlirya eski Yugoslavya ve Arnavutluk’u kapsamaktadır. Ve İlirya, Epirus, Albania.. terimleri değişik söyleyiş farkları ile ortaçağın sonuna kadar kullanılagelmiştir.

(( Dip Not: *stadia : Bir günlük yürüyüş 200 veya 180 stadiadır, bu askerlerde 150 stadiadır. Bir stadia; 185 m’dir. ))

İliryalıların kökenine dair çeşitli tezler ve varsayımlar mevcuttur. Genellikle İlliryalıların Bronz Çağı’nın sonuna, Demir Çağının başlangıcına denk gelen bir dönemde Balkan Yarımadası’nın batı kısmında ortaya çıkmış Hint-Avrupa asıllı kabileler düzeninde bir halk olduğu görüşü yaygın tezler arasındadır. Bazı Arkeologlar ise, İliryalılar’ı kanat biçiminde kabzaları olan demir ve bronz kılıçlar yapmalarına ve atları evcilleştirmelerine dikkat çekerek bir Demir Çağı halkı olarak Hallstadt kültürü ile de ilişkilendirmektedirler.

iliryaAncak tarih değişik kaynaklara göre olarak kesin değil, itilaflıdır.Yapılan her yeni Arkeolojik kazı ile bulunan bulgular eski bazı bilgileri tekrar gözden geçirme gereği hissettirmektedir. İliryalıların Bronz çağı sonunda ve Demir Çağının başlangıcında MÖ ikinci milenyum ortasında Balkan yarımadasında yerleşik oldukları görülse de daha erken tarihte İliryalıların tarzında benzer tarihi eserlerin büyük kanıtları vardır. Yapılan arkeolojik bulgular sonucunda Arnavutluk ‘ta en eski barınma izleri Saranda ‘da ve Shkoderda Paleolitik çağa aittir. 30,000-10,000 senelerine ait daha fazla yerleşim kalıntıları bulunmuştur. Bu yerleşim yeri bulguları bugünkü Arnavutluğun bütününü kapsamaktadır. MÖ 7000- 3000 yıllarında Arnavutluğun populasyonu daha da artmıştır, bunu mağaralarda tarlalarda ve nehir kıyılarında keşif edilen yerleşim yerleri de ispat etmektedir. Bu dönemde yaşamış olan insanların evleri basit boyanmış ve çamurla döşenmiş evlerdi. Korça’nın Maliq ilçesinde odunların üzerinde inşa edilmiş evler bulunmuştur. Bu tür yapı tarzı o dönem için gerçekten teknik gerektiren bir işti. Bu dönemde seramik ve tarıma yönelik bir hayat tarzı benimsemişlerdi. Bölge insanın yakın komşularıyla ticaret içinde olduğu da Dunaveç’te bulunan, üzerinde çizimler olan, o dönem için değerli sayılan ve Thesali’den ticaret yoluyla geldiği tespit edilen kaplardan anlaşılmaktadır. Bu bulgular ise bizi bu bölgedeki insan populasyonun İliryalıların ortaya çıktığı söylenen dönemden çok öncelerine götürüyor.

Bir başka tez ise İliryalıların Batı Anadolunun yerli halklarından birini teşkil ettiği yönündedir. Homeros’un İlyada’sı Truvalıların, Truva Savaşı zamanında Akha’lılardan (Grekler) onları korumada yan yana savaşarak müttefik olduklarını belirtir. Bu müttefiklerin Dardanyalılar ve Paeonyalılar olduğu kaydedilir. İlirya’da aynı adlı kabileler dışında başka hiçbir halk böyle adlandırılmadı. Bu İliryalılar, Truvalılarla bir yakınlığı paylaşmıştır veya Truva’nın mitik kurucusu ve İlyada’da bildirildiği gibi Dardanyalılara ata olan Dardanus olarak Truvalıların kendileriydi. Ek olarak, eski Truva civarında bulunan bazı tarihi eserler İlirya prototipi olarak kabul edilmiştir. İlirya kökenlerinin Türkiye’de olduğu iddiasını destekleyen başka bir eski yazı parçası eski Mısır hiyerogliflerinden gelir.

MÖ 13. yy’da Mısırlı Büyük Ramses, Hititlerle Suriye’nin kontrolü üzerine bir savaş yaptı. Hititler ayrıca, müttefiklere sahipti ve Mısırlılar bu hiyerogliflerde Hititlilerin müttefiki olan bu halkı Drdny olarak kaydetmiştir.

Dardanyalılar, Hititlerle bir akrabalık yakınlığında değildiyse de onlarla yakın ikamette olmuş olmalılardır, böylece onlarla birlikte oldular. Bundan başka, eski zamanın Küçük Asya’lı Frigler ve İliryalıların dilleri arasında ayrıca bir bağlantı kurulmuştur ve eski İlir-Trak kabilesi Bryges’in (Makedonya veya Trakya’nın eski yerleşimcileri) bir ve aynı halk olduğuna inanılır.

Bu iddia, sonunda İliryalıların balkanlardaki hareketlenmeleri, Truva’nın düşüşü, Hitit krallığının ölümü ve Bronz Çağında halkların doğu Akdeniz’den geniş ölçüde hareketi ile yaklaşık aynı zamana (MÖ 13. yy) gelmesiyle desteklenir.

Herhangi bir durumda, doğudaki bu bölgeyle bağlantının varlığı çürütülemez. Ancak gerçek İlirya bölgesindeki daha eski kalıntılar İliryalı bazı kabilelerin sosyal ilişkileri ve savaşlar çerçevesinde Anadoluya yani doğuya doğru bir harekette bulunmuş olabileceklerini de düşündürür. Ayrıca güney İtalyada bulunan İliryalılardan bir kabile olan Messapi’lere ait yazıtlar, bu dilin Hint Avrupa kökeni taşımadığını göstermektedir ve Şemseddin Sami Frasheri’ninde aralarında bulunduğu farklı yıllarda yaşamış bazı tarihçilerin İliryalıların Avrupanın en eski halkı olan Pelasgların soyundan geldiklerini söylemesi , ilk Avrupaya hareket eden Hint-avrupalı kavim olan keltlerden de önce burada olmaları, tam olarak geldikleri istikametin belli olmaması gibi bir çok soruyla İlliryalılar hala gizemini korumaktadır. Hint-avrupa kökenlerden de gelmiş olsalar Pelasg kökeninden de gelmiş olsalar bugün çoğu bilim çevresi tarafından kabul görünen İliryalıların bulundukları coğrafya içerisinde yaşamış olan en eski halklardan biri olduğu yönündedir.

İliryalılar komşularıyla sürekli ticaret ve savaş halinde olagelmişlerdir. Değişik zamanlarda Yunanistan’a olduğu kadar kara ve deniz yoluyla İtalya’ya geçmişler ve güneyinde yerleşimler oluşturmuşlardır. Ayrıca bugünkü Makedonlardan ayrı bir millet olan Antik Makedonlar’ın İliryalı kökeni bulunmaktadır, ancak hakim sınıflarının Yunan kültürünün karakteristiklerini benimsemiş olmaları çoğu zaman itilaf yaratır. İliryalılar, sığır, at, tarımsal ürünler yetiştirip, yerel olarak çıkarılan demir ve bakırdan eşyalar yapıp bunların ticaretini yapmışlardır.Arkeolojik bulgularda elde edilen bir diğer bilgi ise Toplu mezar örnekleridir. Elbasan, Korçë ve Permet’te toplu mezar ritueli bronz çağında hep kullanılıyordu ve demir çağında da İliryalıların özelliği haline gelmişti. İkinci asrın sonlarında ve birinci asrın tamamında İliryalılar kentlerini tepe üzerine kuruyor ve etrafında da çok kuvvetli duvarlar inşa ediyorlardı (Shkoder, Korçë, Saranda da gibi şehirlerde bu yapılara rastlanmaktadır) .

İliryalılarda kan davası ve savaşlar İlirya kabileleri için hayatın değişmez gerçekleri olmuştur ve İliryalılar, yağmacılık ve talancılıkla da uğraşmışlar ve sonunda korsanlığın başarılı sanatında ustalaşmışlardır. Sayısız İlirya kabilesinin herbirine liderlik eden reisleri, yaşlılar heyeti tarafından seçilmiştir. Zaman zaman bu yerel reisler hakimiyetlerini diğer kabileler üzerinde genişletmiş ve kısa ömürlü krallıklar kurmuşlardır. M.Ö. 5.yy boyunca, şimdiki Slovenya olan yukarı Sava Nehri vadisine kadar kuzeyde gelişmiş bir İlirya nüfus merkezi var olmuştur. Bugünkü Sloven şehri Ljubljana civarında bulunan İlirya duvar süslemeleri kurban törenlerini, kutlamaları, savaşları, sportif etkinlikleri ve diğer etkinlikleri resmetmektedir.Tek biçimli bir halk olmayan İliryalıların, şefler tarafından yönetilen kabilesel bir halk oldukları anlaşılmıştır. Ancak pek çok bağımsız kabileler kümesi ırksal ve dilsel olarak bağlantılıdır. Komşu oldukları coğrafi yerleşim ve buna bağlı sınırlarının yakın olduğu diğer milletler ile olan yakınlaşmalarına bağlı olarak asimilasyonla birlikte İlirya kabileleri şu şekilde kategorize edilebilmektedir: İlir-İtalik kabileler, İlir-Keltik kabileler, İlir-Trak kabileler, İlir-Helenik kabileler, İlir-Öncül kabileler.

Tarihi kaynaklara göre İliryalıları birleştirdiği bilinen en eski kral Hylli’dir. Daha sonraki kral ve prensler her ne kadar kabileleri bir araya getirip, birleşik bir İlirya kurmaya çalıştılarsa da çoğu birbirinden bağımsız olan bu kabileler topluluğu aralarındaki sürekli kan davaları nedeniyle gerçekleştirilen birleşmeler çok uzun ömürlü olamamıştır. İlirya kralı Bardhyllus M.Ö. 4.yy’da heybetli bir yerel güç olmuşsa da, M.Ö. 358’de Büyük İskender’in babası Makedonya Kralı II. Philip, İliryalılar’ı bozguna uğratmış ve Ohrid gölüne kadar olan bölgelerinin kontrolünü ele geçirmiştir. M.Ö. 335’te İskender bizzat kendisi İlirya reisi Clitus’un kuvvetlerini yönlendirmiştir ve İliryalı kabile reisleri ve askerleri Pers topraklarının fethinde İskender’e eşlik etmişlerdir. M.Ö. 323’te İskender’in ölümünden sonra, bağımsız İlirya kralları yeniden ortaya çıkmıştır.

İlliryalıları tekrar bir araya getiren kral Pyrros, Herakleia ve Ausculum’da Romalıları yenmiştir (MÖ. 279). Ama yaptığı savaşın sonuçları çok acı olmuştur. Karşısındaki Roma ordusunu yok etmesine karşın kendi ordusundan sadece yedi kişinin kaldığı söylenmektedir. Ve bu zafer her iki tarafın yenilgisini anlatan Pyrros zaferi olarak literatüre geçmiştir. MÖ 3. yy da Makedonyalılarla iş birliği yapan İlirya kralı Agron, ülkesi nin sınırlarını Epiros ve kuzey batı Yunanistan’ a kadar genişletti. İliryada siyasi birlik kuruldu. Agron’un ölümünden sonra yönetimi eline alan eşi Teuta deniz egemenliği kurmak isteyince Roma’ya Balkanlar’ı istila etmek için bir bahane vermiş oldu.
Roma, İlirya’ya iki savaş açtı (İ.Ö. 229-228 ve İ.Ö. 219). Teuta savaşta yenildi. Böylece İlirya, Romalıların doğuda ele geçirdikleri ilk ülkelerden biri oldu. Romalılar Makedonyalı Perseus ile İliryalı bağlaşıklarına karşı kazandıkları kesin zaferle (İ.Ö 169) İlirya krallığını üçe böldülerse de güney İlirya daha sonra Makedonya topraklarına katıldı.

MÖ 148-147’de Roma döneminde Apollonia bir kültür merkezi olmuştur ve Julius Caesar bizzat yeğenini, gelecekteki İmparator Augustus’u (Octavianus) eğitim görmesi için oraya yollamıştır. Bu eğitiminin sonucunda İliryalıları iyice tanıyan ve bölgeyi denetim altına almak istiyen Augustus, ilk güçlü saldırısını Roma imparatoru olduğu dönemde yaptı (MÖ 27) . Augustus’un generalleri kuzeyden Sava ırmağı vadisine kadar İlirya’yı aldılar. Böylelikle Romalılar Balkan karayolunu ele geçirerek denetimlerini Tuna Irmağı’na kadar genişletmiş oldular. İlirya Tuna nehri kıyısında Dalmaçya olarak iki eyalete bölündü. Bölge zengin demir madenleri ve gümüş yatakları nedeniyle giderek zenginleşti, ticaret merkezi oldu. Bu dönemde Romalılar çok sayıda askeri kamp ve koloniler kurmuşlar ve kıyıdaki şehirleri büyük ölçüde latinleştirmişlerdir. Su kanallarının, Durrës’tan Shkumbin Nehri vadisi yoluyla Makedonya ve Byzantium’a (o zamanki İstanbul) kadar uzanan ünlü bir askeri karayolu ve ticaret yolu olan Via Egnatia da dahil olmak üzere yolların yapımını idare etmişlerdir. Dağdaki madenlerden bakır, asfalt ve gümüş çıkarılmıştır. Ana ihraç malları şarap, peynir, yağ, Ohrid ve Scutari göllerinden gelen balık olmuştur. İthal edilenler ise çeşitli aletler, madeni eşyalar, lüks mallar ve diğer mamuller olmuştur. Roma ordusunun askerlerinin birçoğu savaşçı ruhlu İliryalılardan oluştu. İliryalılar, Roma lejyonlarında savaşçı kimlikleriyle ön plana çıkmışlar ve Praetorian Muhafızları’nın önemli bir kısmını oluşturmuşlardır. İlirya kökenli askerlere Roma yurttaşı olma statüsünün tanınması ve Dalmaçya kıyısında Spaltum’da (split) ünlü kule benzeri sarayını yaptıran Kurumsal reformlar getirerek imparatorluğu bölünmekten kurtaran İliryalı Diocletianus’un da (MS 284-313) imparator olması bu bölgelerin önemimini bir kez daha kanıtlar. Hıristiyanlığı kabul edip imparatorluğun başkentini Roma’dan daha sonra Konstantinopol adını verdiği Byzantium’a (İstanbul) taşıyan Büyük Konstantin (324-337) dahil olmak üzere Roma Hukukunu düzenleyen ve Aya Sofya’yı inşa ettiren, imparatorluğun kaybedilen bölgelerdeki kontrolünü yeniden sağlayan İmparator Justinian da (527-565) bir İliryalı’dır.
Ayrıca yine Romanın asker imparatorlarından Cladius Gothicu Aurelianusuc Probus ‘da İliryalıydı. Roma imparatorluğu yapmış bir çok asker kökenli İliryalının varlığı Roma kültürüne İliryalıların büyük katkılarını gözler önüne sermek için yeterli olacaktır.

İliryalıların daha evvelki dinleri netlik kazanmasa da pagan oldukları bilinmektedir. Hıristiyanlık İlirya topraklarına M.S. 1.yy’da gelmiştir. Aziz Paulus, Roma vilayeti Illyricum’da vaaz verdiğini yazmaktadır ve menkıbesinde Durrës’ı ziyaret ettiği kaydedilmektedir. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu doğu ve batı olmak üzere iki parçaya bölündüğünde, şu anki Arnavutluk’u oluşturan topraklar Doğu Roma İmparatorluğu’nun yönetiminde ancak kilise olarak Roma’ya bağlı olmuştur. Bununla birlikte, M.S. 732’de Isaurian lakaplı Bizans İmparatoru Leo, bölgeyi İstanbul Patrikliği’nin hakimiyeti altına almıştır. Sonraki yüzyıllarda, Arnavut toprakları Roma ve İstanbul arasındaki kilise mücadelelerinin geçtiği bir alan olmuştur.Ayrıca takip eden yıllarda Got, Hun, Bulgar ve Slav akınları karşısında İllirya giderek gücünü yitirdi. 6. ve 8. yy larda Slav kabileleri Adriyatik denizi kıyılarının büyük bölümünü ve iç kesimdeki dağlık bölgeleri ele geçirdiler. İliryalıların daha güneye doğru çekilmeleriyle Sırbistan ile Arnavutluk arasındaki ayrım başlamış oldu. ….Tarih boyunca Gotlar , Hunlar, Kumanlar, Sırplar (slavlar) ve diğer bir çok göçebe kavimin bu bölgelerde devletler kurmalarına rağmen slavlar harici diğer göçebeler buralarda kendi varlıklarını koruyamamışlar ve diğer halklara karışarak kaybolmuşlardır. Fakat İliryalılar her zaman Arnavutluğun yüksek ve dağlık coğrafyasından yararlanıp bu tür akınlardan kendi benliklerini ve karakteristik özelliklerini, en önemlisi de dillerini koruyabilmişler ve ayakta kalan kabileleri ile bugünkü Arnavutların atalarını oluşturabilmişlerdir.

İlirya Kabileleri

A

Abri
Albanoi
Amantini
Andizetes
Arbanitai (Arbanios)
Ardiaei
Ardiani
Arrianes
Atitani (Atintanes)
Autariatae (Autariates)
Azali

B

Breuci
Briges
Bylliones

C

Carni
Catari
Celegeri
Chelidones
Colapiani (Colapani)
Cornacates

D

Daesitiates
Dalmatae (Delmatae)
Daorsoi
Dardani (a Thraco-Illyrian tribe)
Dassaretae (Dassarstae, Dassarenses, Dasaretae)
Daversi
Deraemestae
Deuri
Dindari
Ditiones
Docleatae

E

Enchelaeae (Enchelleae)
Eravisci

G

Glintidiones
Grabaei

H

Histri

I

Iapydes (Iapodes)
Iasi (Jasi)
Illyrioi

L

Labeatae (Labeates)
Lopsi

M

Maezaei
Meslcumani

N

Naransii

O

Oseriates (Osseriates)

P

Pannoni
Parthini
Penestae (Perestae)
Pirustae (Pipustae)
Plearaei

S

Sardeaties
Scirtari
Seleiitan
Soirtones

T

Taulanti (Taulani)

V

Vardaei

 

Kaynak: Arnavutum.com

Bir Cevap Yazın